..KONUŞMAMIZ GEREKEN ŞEYLER VAR..

Kendimize yollar belirliyor, kararlar alıyoruz. Öğrendiklerimizle, dersten kaldıklarımızla ve daha bir ton sebepten dolayı kararlar verir, seçimler yaparız.. Bir kahveyi nasıl içeceğimizi bile belirleyen birçok faktör var. İyi de bunları sürekli düşünmeye ne gerek var. Mesela bir ortamda sürekli bilimsel konuşmanın ne gereği varsa, işte sürekli düşünerek kararlar vermenin de o gereği var..

Kadınların ve erkeklerin yapısal, duygusal ve düşünsel olarak farklılığını biliyoruz. Aynı olsak ne önemi olurdu ki zaten.. Bugün bu farklılıklar arasında en çokta konuşma ihtiyacımız ve konuştuğumuz, konuşmak istediğimiz konular hakkında konuşmak istiyorum. Ben baya baya konuşmak istiyorum anlayacağın..

Farklılıklarımız bizi ne akıllı ne de aptal yapar. Aptal insan yoktur demiyorum. Elbette bir aptallık seviyesi var ve ne mutlu o sınırı aşamayanlara. Biz bugün o dönülmez sınırı aşanlarla konuşmaya devam edeceğiz..

Biz kadınlar derinlere inmeyi seviyoruz. Her şeyin estetik olmasını bekliyoruz; aklın, davranışların, hediyelerin, yazılan cümlelerin, havanın, görünüşün, tavrın hatta yaptığımız işin bile.. Duygusallığımızın yoğunluğu aklımızı gölgeleyebiliyor. Kadın olduğumdan olsa gerek bunu anlamak o kadar da karmaşık gelmiyor. Kendimizi, açıklama ihtiyacımızsa karşımızdakilere sıkıcı ve eğlenceyi bölen bir tavır olarak gelebiliyor. Aramızda kalsın zaman zaman hak vermiyor değilim. Bir konu hakkında bütün fikrimi aktardığımdan emin olana kadar konuşmayı bırakamıyorum. Tanrı karşımdakine sabır versin.. 

Erkekler biraz daha yüzeyde kalmayı seviyor. Derinler fazla boğucu ve vakit kaybı gibi gelebiliyor çoğu zaman.. Estetik algılarımız burada biraz ayrışıyor; işve, cilve, davranış naifliği, gülümsetebilmek, eğlencenin bozulmasına mahal vermeden hoş kıvrımlarla sohbeti döndürebilmek mesela. Erkeklerin kıvrımsal bakış açıcıyla, kadınların kavramsal bakış açısı burada işleri bir tık daha yorucu hale getirebiliyor..

Konunun özü, konunun konusu kadar detaylı ve sıkıcı değil aslında. İster duygusal yaklaşalım, ister mantıksal en temelde anlaşılmak istiyoruz.. Yaralarımız görülsün istediğimiz kadar eğlenmek istediğimiz de anlaşılsın istiyoruz, kendimizi yanlış anlaşılmalardan kurtarmak istediğimiz kadar şakamatikte olmak istiyoruz konuşurken gibi..

Anlatmak istediklerimizin yoğunluğu anlaşılma isteğimizin önüne geçebiliyor. Anlaşılmak isteğimiz, karşımızdakinin anlam kapasitesini gölgeleyebiliyor.. İsteklerimiz, yüklediğimiz anlamlar, beklentilerimiz, bizden beklenenler derken ne konuştuklarımız önem kazanıyor ne de sustuklarımız..

Anlaşılmadığınız yerde kelimelerinizi tüketmeyin demeyi isterdim lakin hala kendim uygulayabilmiş sayılmam. Aç kalacağınız sofrada doyma ümidiyle beklemeyin demeyi de isterdim lakin yine kendim pek uygulayabilmiş sayılmam..

Deneyebileceğiniz, beraber deneyebileceğimiz, bir önerim var; eğlenmek isteyenle eğlenip, öğrenmek isteyenle öğrenelim mesela. Hatta eğlenmek istediklerimizle, öğrenmek istediklerimizi bize başkaları gösterene kadar kendimiz de bunun seçimini yapabilelim. Duygusal aktarım ihtiyacımız ve düşüncelerimiz bu konuda bizi zorlayacak elbette. Kendimizi istemediğimiz durumlara sokabilir ve anlaşılmak isterken daha çok saçmalayabiliriz.. Bu da işin nazar boncuğu olsun. Hiçbir şey eğlencenize gölge düşürmesin..

..SEVGİLERİMLE..

Yorumlar

Yorum bırakın