..AŞKIN DUALİTESİ..

Aşkın tanımını yapmak, bendeki karşılığını bulmak için birçok yolun yolculuğuna çıkmıştım. Kimini sevdim, kiminde eksildim, kiminde aklımın bir parçasını, kiminde ruhumun özünden bir parçayı, kiminde kalbimin kirini bıraktım.. Sevdim de, sevildim de.. Karşılığı nefretle bir olan duygu mu yoksa kimyasal mı hala kararsızlığımın çözüme kavuşmadığı ender konulardan birisi.. AŞK..

Kendimi ilmek ilmek parçaladığım, yavaş yavaş birleştirdiğim bir sürecin en karmaşık hali..

Yaşadıklarımı değil, yaşayanları da dikkatle izledim, dinledim, anlamaya çalıştım. Adına şarkılar yazılan, şiirlerle anılan, insanların dönüm noktam diyeceği kadar keskin virajlara yol açan ender bulunan, çabucak kaybolan bir sis.. Hem insanın görüşünü bulanıklaştıran, hem de hayatın en derin detaylarını fark edebilmeni sağlayan tek başına büyük orkestra..

Çoğumuz aşkın acısını da heyecanını da yaşamış ve yoluna bunların iziyle devam etmişizdir. Ben ender olan kısımda bulunmak için gayret edip sadece aşkın değil aklın da acısını yaşayanlardanım.. Aşkın kalbimle idrak edip aklımla anlamanın formülünü bulmak için her sınırı ihlal edecek seçimler yaptım.. İhtiyaçlar hiyerarşisinin her basamağını tek tek gezdim, zirveye vardım sandığımda yeni bir başlangıç buldum. Ne dönebildim, ne gidebildim. Kübler-ross’un beş aşamasını tek tek sindirdim bulunduğum zirvede.. Şarkıların içine dalmak, insanların hikayelerinde kaybolmak seçilen en tehlikeli yollardandı, seçtim..

Şimdi bir kaldırımda karşılaştığımızda gözlerin kaçışmasına, yolların değiştirilmesine sebebiyet verecek adımların tohumunu attım zamanında.. Her biri planlanmış, ince ince hesaplanmış yok etme planının bir parçasıydı. Kaderin planı bunun en önemli yardımcısı oldu.. Aklın kontrolünde olduğuna inandığı şeyleri otomatik davranışlara dökmesi, hayatınsa buna karşılık olarak ders niteliğinde seçimler yapmaya zorlaması ortaya ahenkli bir dans çıkardı.. Aşkın güneşi, yalnızlığın ayından daha parlak değildi, ama daha göz alıcıydı. Gözlerimin kamaşmasına izin verdim.. Geceye olan tutkum baskın geldiğinde hayat beni son bir dansa kaldırdı, tökezledim.. Şimdilerde hala o sahneye çıkacak cesareti kendimde bulamıyorum.. Şükür ki sokaklar sevmekten korkan insancıklarla dolu, aralarında sırıtmadan dolaşabiliyorum.. Evrende yeterince göze batan bir fazlalık oldum, şimdi parmak ucumda vals ederek yaşıyorum hayatı..

Sevgili Ruhi Mücerret’in dediği gibi ”kader, bütün ihtimallerin toplamıyken kıyamet, tüm ihtimallerin aynı anda gerçekleşmesi.” Aşk, kıyametin ortasında bütün ihtimallerle örümcek ağı gibi sarmalanıp kaderi dansa kaldırabilme cesareti veriyor insana.. Okurken ne de heyecan verici bir varsayım, yaşamaksa delilik ister.. Aşkın dualitesine (yalnızlığa) göğüs gerebilmek işte asıl mesele bu..

Hayatın virajını alabilenler ne şanslı. Aşkın kimyasallığıyla tutkuyu yaşarken duygusallığıyla tatmin olanlar, işte ben buna yaşamak derim.. Dans pistinde kaybedince şansımı boks ringinde denemeye başladım. Ahhh hayatım, beni savaşırken görebilseydin keşke.. Dilim ve elim ayaklarımdan daha iyi ritim tutuyormuş meğer..

Kimi için ruhun tamamlanması, kimi için yol arkadaşlığı, kimi için tutkunun karşılığı, kimi için kimyasal bozukluk. Ne tam bir karşılığı var hayatta ne de tek bir yolu var yürünecek. Ansızın da kapıyı çalıp gelebilir, sessiz sedasız da sokulabilir koynuna. Delirtir zaman zaman, ehlileştirir kimi zaman da..

Gecesi başkadır aşkın, gündüzü başka. Lunaparka ilk defa gidenle sürekli gondola binen biri ne kadar aynı hissedebilir ki zaten.. Yaşı başkadır, yaşayışı başka. Seçimlerinden uzaktır, kendisi gelir bulur doğacağı mahalleyi.. Göç halindedir çoğu zaman, oynak bir yalancılığı olsa da güzellik algısını alaşağı edecek kadar kahpe bir dürüstlüğü de vardır.. Yazdırır insana kendini; şiir olur okutur, şarkı olur söyletir, hikayelere konu olur dinletir. Dönemine uygun giyinir kuşanır, onu asla demode bulamazsınız.. Eski zamanların gizemini giyinir sakinliğiyle büyürler. Yeni ve modern zamanın tek gecelik yamalarını tenine değdirmeden söker atar üstünden.. Herkese uğramaz, her yerde bulunmaz.. Bir kere girer kanına işte o zamandan yakandan ayrılmaz..

Kalbimin aşkını söküp attım, kanata kanata dağladım.. Aklımın aşkıysa sokağın mahpushanesi olan kaldırımlarda sahibini gördüğü anda gururlu bir devrimci edasıyla başı dik ben buradayım demeye devam ediyor.. Kendi dualitesinin yansımasını görmekle yetiniyor.. Her hücremi yakıp yıkıp yeniden inşa etsem de ona dokunmaya kıyamıyorum.. Bazı eserler kusurlarıyla güzeldir.. Benim eserimin sevgili maestro, en güzel kusuru olarak kalacaksın..

Şimdi cesareti olan sorsun kendine; aşkı sokaklarda dansa kaldırabilecek cesaretin var mı?.

..SEVGİLERİMLE..

Yorumlar

Yorum bırakın