..BİLİNÇ DIŞI VE KAOSLA DANS..

Kim yaptığının hesabını verir hayatı boyunca, ya da yaşadığı kötülüğün bir karma olduğunu düşünüp kendini sorgular kolay kolay. Cevap vereyim, ben..

Yüzeysel yaşa, suyun üstünde kal, bu kadar derine dalma, detaylı düşünme diye diye insanların dilinde tüy bitti.. Kimi zaman haklı buldum, boğuldum çünkü düşüncelerde kimi zamansa bu kafanın dizaynı bu şekilde dedim boğulmanın keyfini çıkardım.. Ya da keyif alıyormuş gibi yaptım ki -mış gibi yapmak en iyi olduğum konulardan birisidir..

Seçimlerimizi defalarca sorguladık, sonuçlarından çıkardıklarımızla birçok hikayeler yazdık. Yine de her seferinde dönüp dolaşıp konu buralara geliyor. Bu sefer sorgulayacağımız şey bilinçli yaptığımız tercihlerden ziyade, bizi buna iten ne, sorusuna yanıt vermek olacak..

İlişkilerimizin seçimini ve sebeplerini, üzerine düştüğümüz zaman ya da irdelediğimiz zaman kısmen de olsa bulabiliyoruz. Aile yapısı, genetik aktarım, kimisi için karma borcu, kimi zaman sosyolojik yapının etkisi. Girdiğimiz işlerin ve çalışma etiğimizin de aslında yukarıda saydığımız sebepleri dahil ederek seçiyoruz.. Oturacağımız sokak, içinde barınacağımız ev, güne başlama şeklimiz, etik anlayışımız, hatalarımız, fiziksel kazalarımız, hastalıklarımız bile..

Son zamanlarda ruhla ve bilinçle kurulan ilişki temeline dayalı tedavi yöntemleri ve bu yönteme dair araştırmalar yapıldığını biliyoruz.. Elbette her sorunun kaynağı biz değiliz. Çevresel faktörler, yaşanılan ülkenin ekonomik ve sosyolojik yapısı, çevremiz derken birçok faktörün bir araya geldiği ve birbirine bağlı olduğu yerden gün içinde hangi kahveyi içeceğimizi seçiyoruz..

Travma, başımıza gelenlerden ziyade onlara verdiğimiz hatta veremediğimiz tepkiler ve savunmasızlığımız üzerine yaşanılanlar bütünü diyoruz.. Günümüzde bunların üzerine çalışmalar yapıyorlar evet, kendimizle olan ilişkilerimizi tamir etme ya da onarma istediğimize göre bu çalışmaları kendi üstümüzde uygularız ya da umursamadan devam ederiz..

Kim olduğumuza dair ipucu yakaladığımız her konuda o kırıntıya tutunabiliyor ve bazen kendimizi oracıktan sallandırabiliyoruz.. Kendini bilenlerin yaşadığı en büyük zorluklardan biriyse önüne gelen zorlukların, yaşatılan zorbalıkların karşısında nasıl tepki vereceğine dair seçim yapmakta zorlanması oluyor.. Mantığa odaklanmaya başlanıldığı zaman deneyimleme olayını kaçırdığımızı anlamıyoruz bile.. Aklın kararına odaklanıyor, duyguların varlığına ket vuruyoruz.. İlerleyen zamanda anıların hatırlanamaması gibi şeylerle yüzleşebiliyoruz.. Aylardır hem seçimlerimin, hem seçmediklerimin, hem de hayatın sunduklarının ve çaldıklarının ışığında kararlar verip ya da kararsızlıklarımla mücadele edip yaşamaya çalışıyorum.. Tabi doğası gereği insanlarda bu konuda ellerinden geleni yapmaktan pek çekinmiyor..

Suçlamalar yapmak, insanları kötülemek, tartışmalar yaratmak işin kolayı. Sakinliğini korumak kendini bilmek, yolundan sapmadan seçimler yapmaya çalışmak, zorluklarla baş edebilmekse bir hayli efor gerektiriyor.. Günün sonunda mülkiyetiniz, statünüz ya da gücünüz değil de sıradan olan isminiz, o ana kadar yaptıklarınızın sizde bıraktığı hislerle bir başınıza kalıyorsunuz.. İyi niyetinizin olması, iyi olduğunuz şeylerin varlığı, derin düşünceler ve empatiyle bir yaşamanız sizi alkışlanan biri yaptı mı bilmiyorum, ama bende tam tersi oldu.. Kendimi sorguladığım her an kendimle yeni bir savaşa girmenin yolunu bulmuşum aslında.. Şimdi oturduğum yerden bakıyorum da dünyaya yüzüne tükürmek için tükürük bezlerimi yormaya değmez herkes ve her şey için bile yeterince iyi olmaya çalışmakla mesai harcamışım.. 

Yolumuza çıkan şeylere vereceğimiz tepkiler ne olursa olsun, gecenin sonunda kendimizle kim olarak kalmayı istiyorsak o olarak kalmak için gündüzleri mesai harcayan herkese..

..SEVGİLERİMLE..

Yorumlar

Yorum bırakın