Aceleyle hareket ettiğiniz işler sakarlığa yol açabilir, hızlıca yürüdüğünüz yollar nefes kontrolünüzü kaybettirebilir ayrıca manzarayı kaçırabilirsiniz, hızlıca koltuktan kalkmak göz kararmasına neden olabilir, hızlı konuşmak iletişim kazalarını doğurabilir..
Şamanlar doğa yürüyüşlerinde zaman zaman ağaç altına geçer dinlenirmiş ve soranlara ”ruhum geride kaldı onu bekliyorum” dermiş.. Stoacılar zamanın ruhuyla insan ruhunun temasını kavramak için evrenle ve doğayla bütün olmayı seçenlerden. Bunun gibi daha birçok öğreti aslında sadeliğin, basitliğin ve akışın içinde kalmanın önemini aktaracak dersler vermiş zamanında..
Kendi zamanınızın efendisi olmak isteyenler, zamanını neyle doldurduğuna dikkatlice bakmalı. Çalışmak zorunluluğu cepte, işe harcadığını zamanı hesaptan çıkarın. Sosyalleşmek duygularımızın ihtiyacı elbette, sosyalliğe ayırdığımız zamanı da düşelim hesaptan. Uyku olmazsa olmazımız düş onu da hesaptan. Geriye kalan zaman dilimine kişisel bakım, eğitim, dizi/film, dinlenme gibi parçaları da ekle. Şimdi bak bakalım elde kalanla sana seni öğretecek zaman karşılaştırması yeterli gelecek mi?
Ahkam kesip, formüller vermek istediğim nadir konulardan olsa da bu konuda hala bir çırak sayılırım.. Alışkanlıklarımı ve zamanımı yatırım olarak kullandığım alanlar yıllar içinde evirildi hatta çoğu evrimselleşti diyebilirim elbette..
Zamanın tik takları, aklımın taktiklerine galip geliyor hala.. İşte darbe yapacağımız nokta burası. İnançlarımızı, alışkanlıklarımızı, rutinleşen her leyimizi aslında tek tek kağıda döküp bir muhasebeci edasıyla ince ince ayarlama yapmaya başlamak gerekli.. Sizin yaptığınız plana karşılık hayatın da bir planı olduğunu hesaba katmayı ihmal etmeyin. Hatta pay ederken büyük payı hayata bırakın onun kutsallığı ve bilgeliği en büyük yol göstericimiz olacak çünkü.. Kaosu yaratıp, eski düzeni yıkıp yeni düzen kurmak konusunda iyi bir imparator olduğunu biliyoruz..
Kabullenişler, muhasebe hesapları ve not çıkarmalar bittiyse şimdi arkanıza yaslanıp en çok neyi arzuladığınız kısma geçelim.. Çevreniz, işiniz, hayat akışınız buna uygun mu yoksa bunun çok dışında mı? Hayal kurmak yetmez, fazlasıyla istemekte yetmez, çok çalışmakta pek yeterli sayılmaz.. Hayalinize zaman harcamak, hem kişisel ve çevresel yatırımlar yapmak, motivasyon arayışına dalmadan disiplinli olarak çalışmak gerek. Zaten zurnanın çatlarcasına öttüğü yer burası..
Bedeninizin verdiği tepkiler, davranışlarınız üzerindeki etkiniz ve ruhunuzla iletişim halinde olmanız gibi derin ve detaylı konulara bir gün geleceğiz.. Bugünkü işimiz akrep ve yelkovanın hayatımızı yönetmesini engelleyip, onunla savaşmadan ortak bir payda bulabilmek..
Her an bunu sağlamak mümkün değil, olmamalıdır da bence. Her gün sadece bir adımla yılın sonunda vardığımız yerin neresi olacağını görmeyi umalım şimdilik yeter.. Bazen okyanusu keşfetmek için derinlere dalmadan, yüzeyde ilerlemek gerekir, ki akıntıya kapılmadan soluksuz kalmadan devam edebilelim..
Gün içinde ne yapıyorsanız, gün sonunda o kişiyle yatağa giriyorsunuz. Kafanızı yastığa koyar koymaz uyuyamıyorsanız, aklınız yavaşlamak yerine hızla tartışmalara giriyorsa eğer yatağınızdaki kişiye iyice bakın. Ait olduğu yerde olmamanın verdiği dayanılmaz sancıyı uykunuzdan çalarak yaşıyor demektir.. Yatağınızda bir yabancıyla uyumaktan sıkıldıysanız, güne başladığınız ve gün içerisinde devam ettiğiniz kimliğinizi dönüştürüp değiştirmeye bakın.. Zaman hiçbir noktada yanlış değildir. Hep olması gerektiği an akrep ve yelkovan olaya müdahale eder. Peki sen, sen olman gereken yere kaç akrep kaç yelkovan uzaklıktasın?
..SEVGİLERİMLE..

Yorum bırakın