..KALP KIRIKLIĞI REHBERİ BÖLÜM 3; BEKLENTİLERİ..

Varsayımlar, sorgulamalar, kaygılanmalar, kaçmalar, ilk andaki inkarlar, ardından gelen suçlamalar, kırdığına pişman olurlar, olmadığını gördükçe yaşanan kırgınlıklar döngüsü, eskilerle kıyaslamalar, bu kadarını da yapmamalıydı demeler.. Bitmeyen bir kalp kırıklığı döngüsü..

Yavaş yavaş gelen; isteseydi yapardı, şuan hayatına keyifle bakabiliyor, hatta muhtemelen egosunu tatmin edecek ilişkiler kuruyor, beni yok sayarak katıldığı kahve buluşmaları ve tatil planlarını gönül rahatlığıyla gerçekleştiriyor..

Ne kadar da tanıdık bir sorgulama, ne kadar da tanıdık bir hikaye bu böyle.. Bu hikayelerin sonunda hayat bana hep onların mutluluğunu gösterdi, hatta evlilik teklifini alkışlatmışlığı bile var. Yıllar önce eğlenmek için gittiğim yerde yaptığım o alkışlama sonucunda kendime bir söz vermiştim halbuki.. Bir daha kalbimi yaralayana emanet etmeyecektim.. Hayatımı başkalarının mutluluğu sessizce izleyerek geçirmeyecektim. Ve karşımdaki ister sadakatsizliği seçsin ister çivi çiviyi söker desin ben saygımla yasımı tutup yavaş ama sağlam bir şekilde iyileşecektim..

Öyle de yapmıştım.. Yaklaşık 2021 yılından 2025 yılına kadar olan süreçte kendi kabuğuma döndüm. Yüzeysel ilişkiler kurmak yerine kendimi dinledim, anlık fiziksel tatminler yerine kendimle vakit geçirmeyi seçtim, işimle ve arkadaşlarımla vakit geçirdim. Tabi bu süreçte iş ve eğitim anlamındaki tatminsizliğim artmaya başladı. Sanki bir şeyler hala eksik, yetmez ya da bana iyi gelmez bir hal almıştı. Hem biri olmak yeni bir kimlik inşa etmek, hem de bunu yaparken artık kırılmamak istiyordum.. ”Sıfırdan başlayacağım” betimlemesi dilime çok dolanmıştı. Ve 2024 eylülde sıfırlanarak yola çıktım.. Kendimle hayat arasında yeniden bağ kuracağımı inancım olsa da hareketsizliğim devam etmişti.. Depresyonun farklı bir varyasyonuydu sanki. Ama daha iyiydim. Geçmiştekilerden beklediğim özürler yerini, onların mutsuzluğu ya da özürü benim kaybettiğim zamanı ya da kırılan kalbimi telafi edemeze bırakmıştı.. İçinde bulunduğum mana kaybının telaşını da yavaş yavaş bırakmıştım, onun yerine sanki bir şey olacakmış ama daha zamanı varmış gibiydi.. Oldu da..

Şimdi düşünüyorum da olacak olan olacak, olmuş olan oldu, bu ikililik halini sabırla ve kabullenişle şuan olana bakmalıyım demeye çalışıyorum.. Beklentiler hayatımı zorlamaya çalışsa da, aklım sürekli sorgulasa da artık kaçmıyorum. Çünkü artık anladım birincisi bu hikaye geçmişten tanıdığım ve yıllarca kökleşmiş inançlarımın hikayesiydi, ikincisi eğer yine bu yaşanılanlarda kaybolursam yine bir özrü beklemeye başlarsam olan bana olacak, üçüncüsü beni yıllarca tanımış biri beni nereden vuracağını bilerek ve sorgularla bırakarak gidiyorsa zaten bana karşı hislerini göstermiş oluyor.. Burada seviyor ya da sevmiyor niyeti okumuyorum aslında. Burada sadece şunu kendimle sesli söyleyerek, sizinle dertleşerek kabullenmek istiyorum; bugün babamın söylediği bir gerçeği, sevmek fedakarlıkta ister sadece benim istediğim olacak demekle olmaz bak annen benim için ben annen için bazı istemediğimiz şeyleri bile severek kabul ediyoruz, çünkü sevmek tek başına yetmez babacım.. Kendisi emekli polis olduğu için verdiği örnekte biraz kendine has olsa da verdiği bir örnek aslında neyi beklerken neyden kaçtığımı fısıldadı kulağıma; suç alanına gidince hemen panikle, telaşla bunu kim yapmış ne oluyor burada demezsin, önce suçu bulursun, ardından nasıl olduğunu, akabinde kimin yaptığını. İşte bu örneği yaşadığım kalp kırıklığının bir betimlemesi olarak görüyorum; şuan burada olan ne, bu olan ne zamanadır var ve nasıl oldu, çözmenin ilk adımı doğru soruyu sormak.. Ve karşıma çıkan cevap aynı; geçmişin hikayesini yeniden yazmak için çabalayan zihnim. Çünkü kaygıyla, telaşla, hayal kırıklıklarıyla, yok sayılmayla alışılagelmiş bir savaş alanı var. Yıllarca kendi üzerimde ne kadar çalışmış olursam olayım hala tetiklenebiliyorsam hayat belki de dön yarana bak diye fısıldıyordur. Bense karşı tarafın beni kırıp mutluca hayatına devam ettiğini düşünerek kalbime daha da zulüm ediyorum.. Peki bunlara devam ederek, bu kalp kırıklığıyla bekleyerek hikayenin hangi kısmına geçmeye hazırlanıyorum; onların mutluluğunu alkışladığım, kendi zamanımdan çaldığım, sevilmeye layık güzel kalbimin daha da kırılmasına izin verdiğim, kendi geleceğimi belirsizlikte bıraktığım kısma..

Gerçek sevgi yıkar mı, ilişkiler tek kişinin sorumluluk almasıyla mı ayakta kalır, hayır. Yıllarca ne istiyorum ne istemiyorumları irdelerken karşıma gelen insanın gerçekten istediklerimi hatta fazlasını bana yaşatacağına inandım. Çünkü yıllarca kalbim nadastaydı, çünkü kendimi sıradan ilişkilerle oyalamamıştım, çünkü hayat iletişimimizin sağlam olduğuna inandığım adamın aşkını hediye etmiştim. İşte bu kombinasyonlar aslında beklentilerimi oluşturmuş.. Beni kırmaz, üzmez, kırgın uyumama izin vermez, güvenimi zedelemez, aşkıma ihanet etmez, kendini yetiştirmiş birisi, bak hedefleri var blah blah blah.. Belki benim beklentilerim fazla geldi, belki de gitmeyi seçtiği yerde gözünü büyüleyen seçenekler bir ilişki sorumluluğu almaktan daha kolay geldi.. İşte kalbime ağır gelen bu varsayımları bugün bırakıyorum.. Çünkü lafla aşk yaşanmaz. Değer veren biri ilişkiye emek vererek gösterir sorgulamalarla yalnız bırakmaz. Bir sorun olduğu zaman ortadan kaybolmaz. Her önüne gelen hıyara tuzla koşmaz, çünkü karnı toktur gözünü başkasının yemeğine dikmez.. Sadece onu değil beklentilerim bugün beni de geçmişin hikayesine gitmeye zorluyor..

Kaygılarım hadi ara diyor, korkularım gördün mü o başkalarıyla tatiller kahveler içiyor hatta belki yenisini bile bulmuştur diyor, aklım sürekli hiç mi kalbinde bir pişmanlık yok diye sorguluyor, kalbimse hayli sessiz. Sanki zaten bildiği bir senaryoyu yeniden izleyip sıkılmış seyirci misali sadece susuyor.. İşte geçmiş hikayelerimin, beni sürekli hayal kırıklığına çeken ve tekrar eden döngülerin benden beklentisi tam olarak bunlar..

Oysa bu sefer bu tuzağa düşmemeye yeminliyim.. Çünkü aklım hala kaygılı hikayeler ve hayal kırıklığıyla biten ilişkiler döngüsüne alışık olsa da ben bu alışıklık döngüsünü bu sefer kıracağım. Ve inanıyorum asıl aşk bu kırgınlıktan sonra doğacak kalbimde.. Zihnimin konfor alanıymış meğer bu kaygılı bağlanma halleri, belki de hayat bu güneş tutulmasıyla döngüler kapanıyor derken benim payıma da eski benle olan döngümü kapatma zamanıdır.. Eylül aynına ilk girerken ”anne ben başardım” yazısıyla aslında bu döngüyü kırmaya yaklaştım inancındaydım. Belki hayat inancımla gerçeğim arasında bir sınav yaptı, inanın şuan bu tarz cevaplar yok bende.. Zihin öyle ben iyiyimler, neşeliyimleri konfor alanı yapmıyor. Nörolojik olarak geçmişten bugüne neler öğrendik, ailemizin bizi sevme şekilleri, çevremiz, kısaca bu yaşa kadar çocukluğumda neler gördüysem, büyürken nelere maruz kaldıysam atıyor beyin, kaydediyor beden hop diyor hayatta kalmam için bu gerekli bu gereksiz.. Bizse seçip duruyoruz öyle öğrenilmiş çaresizlik içinde.. Bu konuya başka yazımızda detaylı gireriz, çok merak edip acaba benim bağlanma stilim ne sevdiğim insanla nasıl sağlıklı bağ kurarım, acaba annem babam mesafeliydi de ben de kaçıp gitmeyi sevgi göstermek mi sanıyorum gibi meraklıysanız bağlanma stilleri ile ilgili mini bir araştırma yapabilir, size yakın olan bağlanma şekline ve karşınızdaki insanın bağlanma şekline göre nasıl daha sağlıklı iletişim ve ilişki kurulabilir diye bakabilirsiniz. Bunu sadece sevgiye emek verebilecek, sevmeyi isteyecek insanlar yapacağı için konuyu burada bırakıyoruz..

İşte anlayacağınız beklentiler kısmı sadece ilişki içinde değil, ilişki bittiğinde de devreye giriyor. Yetmiyor bağlanma şeklinize, eski kalıplarınıza bağlı bir şekilde biten ilişkilerden sonrada devam edebiliyor.. Sadece ilişkilerin içinde değil, ilişki bittikten sonrada yormaya, kırmaya devam edebiliyor.. Elbette yaşadığım kalp kırıklığının taze olmasının verdiği yetkiye dayanarak hala bazı beklentilerim var. Lakin artık eski hikayelerin kaygısıyla ve yorucu eşiğinde değil, yeni bir benin ışığında ve huzurunda yaşamak istiyorum..

Çünkü bir yanımın kırgınlığının aksine diğer yanım yıllar içinde kendine kattığı şeyleri, kendiyle yaşadığı yüzleşmeleri, kim suçlu kim haklı demeden en çok hesabı kendine soruşları, kendini bilme ve bulma çabasını, 4 yıl önceki ilişkisinden sonra ben bunu istiyorum bunu istemiyorum dediği çizgiler için kendi zamanından çalışları da hatırlıyor.. Ben bu kız çocuğuna çok emek verdim..

Ben bu kız çocuğunu büyütmek için, yaralarını sarmak için, iltihaplı yaralarını tek tek temizlemek için çok kanattım, çok zaman harcadım. Kendimi bulmaya çalışırken ne eğitimime diplomama yatırım yapabildim, ne kariyerimi yükseltebildim, ne sağlığımla tam ilgilenebildim.. Şimdi yaşanan bu kalp acısı yaksa da artık o eski kız çocuğu gibi kaygılarla korkularla kendini toprağa gömmüyor. Aklım hep karşımdaki insanla ilgili hep; şuan başkasıyla mı, hiç mi özlemedi, bana hiç mi değer vermedi, ilişkimizi hiç mi ciddiye almadı ya diye kaygılansa da bir yanım artık sessizce de olsa diyor ki bu soruların bir cevabını artık alamazsın, iki alsan bile güvenini derinden kırmış ve seni sessizlikle yarım bırakmış birine bir daha güvenemezsin ki, üç hele de seni tanıdığını düşündüğün biri bunları yapacak kadar kendini düşünüp hayatına rahatlıkla devam edebiliyorsa sadece 6 aylık ilişkinize değil geçmişteki arkadaşlığınıza da hiç önem vermemiş.. Ve yavaş yavaş bu fısıltı gür bir sese dönüşecek güzel kızım yeter ki inan ve kendine zaman ver..

Sen sadece ilişkide değil sonrasında da sadakatini sevgini korudun, kolladın, Kırılsan bile anlık mutlu olmak için kendini savurmadın. Belki hayat geçen sene verdiğin kararlar konusunda ne kadar netsin onu sınıyor, belki gerçekten aşka olan inancın ve isteklerin konusunda ne kadar netsin onu görmek istiyor, belki kendi özünün gerçekliğini seçmen konusunda artık köşeye sıkıştırıyor, hatta belki hem bunların hepsi hem de daha fazlası var..

Sen onlar gibi değilsin önce bunu gör.. İlişkide de devamında da hep nettin; saygı, sadakat, şeffaflık, dürüstlük ve fedakarlık (öyle amerika’yı bırak gel gibi büyük fedakarlıklarda değil) biraz zaman yaratmalar ve ilgisine ilişkisine karşı isteğini ve sorumluluğunu bilecek net seçim ve davranışlar görmek istedin.. Ah be güzel kızım bunlar zaten sağlıklı ilişkilerin temeli, kendisi buna hazır olmayan biri sana bunları zaten sunamazdı ki.. Sen beklemekle kalmayıp verdikçe ailesinden, çevresinden görmediğini sundukça en değersiz olan sen olacaktın.. İnsan bilmediği şeyi anlayamaz ki.. İşte sen bunu da istemiyorsun.. Travmalarmış, yaralarmış, ilişkilerde yok ghost yok bilmem neymiş, yok bağlanma stilleriymiş derken artık bunları da aşmış en azından aşabilmiş bir kalbi sevmek.. Çünkü annemin kalbimi 9 ayda oluşturdu, bense o kalbi yıllarca güzellikle büyüttüm.. Artık sevgi görmemiş, kendini üstten gören, gönül almasını bilmeyen, değer vermeyen, şeffaf olamayan, kendi hatalarıyla yüzleşemeyen, kendini bir gıdım olsun ya ben napıyorum diye sorgulamayan, soru işaretleriyle, güven kırıklıklarıyla bırak, hayatına hiçbir şey yokmuş gibi devam edebilenleri istemiyorum.. Zaten istemediğimden emindim, lakin bu son kalp kırıklığı gösterdi ki istememek yetmez bunları yapanlardan beklentiye girerek en büyük hayal kırıklığını kendime yaşatıyorum işte bunu da bırakmayı öğrenmeliyim..

Onlar hep devam eder, edecekler. Kırmış, dökmüş, pişmanmış, özlemişmiş hayır.. Ne geçmişteki hikaye beklediğim özürü almıştım, ne de bu son yaşanılan hikayede alacağım. Ne geçmişteki insan bir saniye durup ulen en azından kalbini kırmayayım o kadar da güzel seven birinin dedi, ne de bu hikayede diyen olacak.. Ve o mutluluğunu sahnede alkışladığım insan hakkında kahve içerken duyduğum ”sen ona özgüven vermişsin, şuan çok mutsuz” bilmem ne cümleleri nasıl seni mut etmediyse, artık hayatımda nasıl bir etkisi yoksa sana, bu hikayenin de ileride hükmü kalmayacak.. Yeterince kırıldın, yeterince seni kıranların hayatına devam edişini ve mutluluğunu izledin.. Yeter, beklentiler kırdı, beklentiler kıracak daha da..

Şimdi sessizce kalp yaranı sar, öyle sağın solun ilgisine sevgisine anlık hazlara hiçbir zaman ihtiyaç duymadın, isterdin ki sevdiğin de öyle olsun.. İşte artık isteme.. Sen sadık kaldın çünkü özün bu, sen kalbindekine sahip çıktın çünkü özünde sevgi var, sen sabırla iyileşeceksin çünkü zaman ve hayat bu sefer fısıldıyor.. Biliyorum aklınla kalbin bir süre daha beklentileri dile getirecek, sorgulamaları da lakin fısıltıyla sana seslenen seven bunu yapmaz, değer veren güveninden kırmaz, önemseyen ve seninle gelecek isteyen bugününüzde telafisi olmayan seçimler yaparak geleceğinizi yıkmazdı diyecek.. O fısıltı zamanla daha gür bir sese sahip olacak.. Zaman kalbini yeniden yeşertecek..

Artık beklentin kendinden olsun.. Seçimlerin, yaşadıkların, geçmiş, gelecek vs.. Şimdi öğren yavaşça sabır ve akışta kalarak.. Ve zamanı geldiğinde aşk yeniden fısıldayacak kalbine.. Şimdi önce kalbinin kırgınlığını, o güçlü sevginle sarmalama zamanı..

..SEVGİLERİMLE..

Yorumlar

Yorum bırakın