
En zor savaşmış insanın kendisine karşı yaşamaya çalışması. En zoruymuş kendi kaygı ve korkularına rağmen sevmeye, güvenmeye, inanmaya çalışması. Hele bir de karşında bunlara nefes olan değil tetikleyen biri, birileri olunca daha da zor oluyormuş üstesinden gelmek.. Hele de tetikleyici unsurlara teşekkür etmek gerektiğini, bunların birer ayna olduklarını, aslında bir durum karşısında o durumun madenimize çomak soktuğunu bilen biriyim.. Durmalı, bir nefes almalı, bu durum bana neyi gösteriyor demeli, madenime dokunduysa hadi buraya bakalım belli ki görülmek isteyen çok şey var demeli ve em önemlisi bundan kaçmadan korkmadan yavaş yavaş temizlemeli..
Temizlemeli ki yürümeyi istediğim yolda, sevdiklerimle, biriktirmeyi düşlediğim anılarıma daha çok yer açılmalı.. Kaygılardan, korkulardan, güven kırgınlıklarından beslenen anlara zaten sahibiz.. Neşeyle, güvenle, huzurla dolu anıları çoğaltmalı artık..
Biliyor musunuz ben çok yoruldum.. Sürekli tetikte olmaktan, hep savaşmaktan, uyuyamamaktan, kaygıların ortasında çırpınmaktan çok yoruldum.. Anladım ki hayat sana sunulana razı olacak kadar uzun değil. Bir şeyi istiyorsan, çok istiyorsan onun için sonuna kadar gitmelisin, ne gerekiyorsa yapmalısın.. Aslında hep yapma çırpınışı içinde olsam da çoğu zaman bu işi çaba değil çırpınışa çeviren bunu tek başına göğüslemek olmuş.. Nefese ihtiyacım olmuş, nefes almaya ihtiyacım varmış..
Dün bir konuşma bana bazı şeyleri tekrar tekrar düşündürdü.. Kimse kimseye şifa olmaz denilmesini düşündüm. Halbuki ben hep hayatımda olanların yarasından sevip sarmalamak için çabaladım.. İnsan kendinden bakar dünyaya derler. Bu gerçekliği eğik bükmeden bakmak gerek. Ama son dönemlerde yaşananlar beni yaraların tam merkezinde bir başıma bıraktı.. Geçen yılda yaşananlarsa iyice içime döndürdü beni..
Sonra yeni yılda bir mucize oldu. Bu yılın ilk günü, ilk dakikaları gökyüzüne fısıldadığım bir mucize, canlı kanlı ben buradayım dedi.. Böyle mucize diyerek olanı yüceltmem size çok çocukça, masalsı gelebilir. En küçük adıma bile kocaman anlamlar yüklüyorsun diyebilirsiniz. Ve evet, haklısınız.. Ben duygularımı, atılan adımları koca koca manalarla birleştirenim. Ben küçük bir adım gelindiğinde anında 10 adım atmaya kalkışanım.. İki gündür anladım ki en çokta bu canımı acıtıyormuş.. Öyle çok seviyorum ki o sevginin büyüklüğünü her şeye yansıtıyorum..
Mesela gün boyu nefessiz kalmama neden olan, yetmeyip üzerine daha da kanatacak şeyler söylenen bir durumun ardından bana atılan küçücük adım o olanları hemen affetmeme neden oluyor. Halbuki kırgınlık öyle hemen geçmiyor, yara hemencecik kabuk bağlamıyor. Yani ben üzeri kapansın istemiyorum. Atılan en ufacık adımı ciddiye alıyorum, tamam diyorum hatasını kırdığını anladı, telafi edecek özenli davranacak.. Ama yok işte, sabah bir uyanıyorum ses yok seda yok, karşı taraf için hemen bir iç rahatlama olmuş bile.. Kırıp dökmüş, küçük bir adımla açılan kocaman yarayı hemen sarmış hissine kapılmış, yetmemiş yine kırabilecek şeyler yapmayı seçmiş..
Ben bunlardan yoruldum.. İnandığım yerden defalarca kırılmaktan, tek başıma o kırgınlıkları iyileştirmeye çalışmaktan hayli yoruldum. Hele de ben iyileştirmek için emek verirken bir çırpıda hırpalayabilenlerden de yoruldum.. Anlattım olmadı, hemencecik yumuşamam mı sorun?
Hayır değil. Aksine karşımdakinin bunu kıymetini bilmesi, ve ona verdiğim değeri görmesi gerekirdi.. İşte sorun bu! Benim bir adıma on adım gitmem değil, yaramın onda biri olan telafi adımına hemen yumuşamam da değil.. Beklemem sorun! Bunun anlaşılacağını, değerinin bilineceğini beklemem, işte en büyük sorun bu bendeki..
Duygularımı korkularıma rağmen açtığımda kendi kendime korktuğum gibi olursa oradan yaralanırsam savaşı verirken içimde. Kendime dedim ki bana duygularını açan, duvarlarını indiren, güvenmeyi seçeni hiç incitmedim ki. Benimki de incinmez.. Olabildiğince derin yerden incindi.. Sonra hayat bir fırsat daha verdi, bana, bize.. İnanmayı seçtim yine. sözlerine inanmayı seçtim yine. Daha da kırılacağımı bilmeden.. Sonra bir adım daha geldi, ve bennnnnnnnn yine inanmayı seçtim..
Gece uykusuz kaldım, bir fazla konuşalım diye, peki sonucu ne oldu? Hadi gece bitti ya sonra! Sabahın köründe uyandım, kocaman bir heyecanla aradım. Aynı heyecan, aynı heves, hatta kırılsa da varım demeyi seçmiş olmamın kıymeti vardır sandım.. Ah benim sanmalarım.. Bir adım bazen sadece bir adımdır..
Ben korkularıma, kaygılarıma karşın yine de deniyorum. Hala inatla deniyorum. Çünkü bir kere daha ne benim ne de karşımdakinin korkuları, yaraları, kaygıları yüzünden sahip olunabilecek güzellikler yaşanmamışlığa dönüşmesin istiyorum.. Hayat yeterince araya girdi zaten, bizde hayatın eline koz vermeyelim istiyorum..
Ben bu yıla bir söz vererek girdim. Ben artık kaygılarımın, yaralarımın, geçmişte bana yaşatılanlar yüzünden örmek zorunda kaldığım duvarlarımın, aldığım zararlar yüzünden beni koruması için ektiğim dikenlerin beni yaşayama ihtimalim olan güzelliklerden alıkoymasına izin vermeyeceğim.. Ben bu sözü verince hayat devreye girip, bakalım sözünü tutacak mısın diyerek test etmeye kalksa da, ki bunu çoğu zaman yapar, bu testten geçeceğim..
Hırpalayarak sevmeyi öğrenmiş, sevince zarar görmemek için mesafe koyması gerekmiş birinin varlığına onun tüm bu yaralarını görerek elimi uzattım ben.. Evet kimse kimseyi iyileştiremez, ki böyle bir yükte alınmamalıymış bunu geç anladım.. Oysa ben çocukluğumdan tanıdığım kişiyi değiştirmek için değil, çocukluğundan tanıdığım için kalmayı seçmişim..
Bazı günler diğerlerinden daha zor oluyor, bazı günler nefes almak, kendime korkularıma teslim olmamak kolay olmuyor.. Düşlerdim ki çocukluğundan tanıdığım, çocuklundaki korkularına rağmen bunu görebilsin.. Lakin hayat benim doğrularımla, benim beklentilerimle, benim yaralarımla dönmüyor.. Ben kendi yörüngesinde dönen hayatın sadece bir parçasıyım, biliyorum.. Ve bu parçası olduğum hayatı korkular, kaygılar yaralar yönetemeyecek daha fazla.. Her gün kolay olmayacak. Her an yüzde yüzümle de olmayacak, biliyorum.. Yine de günde yüzde bir bile olsa denedim diyecek kadar dik duracağım.. Bazen sadece o yüzde bir için bile olsa pes etmeyeceğim..
Çocuk kalbimle sevdim, yetişkin ruhumla sadakat gösterdim, ve her yaşımın yaralarına hikayelerine rağmen seviyorum demeyi haykırmaktan korkmayacağım.. Hayatı, hayatımdakileri, göğü, yeri, doğayı..
Bazen bir kızın bir şeyler yapması gerekir.. Ben o küçük kız çocuğunun kalbinde yeşeren umutla, köksüz medeniyetinin kadim krallığına elimden geldikçe en güzel tohumların kök salmasına izin vereceğim.. Ve sen, köksüz medeniyetimin kadim kralı korkularınla, geçmişinin gölgeleriyle mi hırpalayarak sevmeye devam edeceksin. Yoksa güvenini kıranların, sevgine ihanet ederin ve bu yüzden duvarlar örmene sebep olanların karanlığına meydan okuyarak, sevmeyi ve korkmadan sevilmeyi mi seçeceksin?
..SEVGİLERİMLE..

Yorum bırakın