
Dün bir yazı gördüm ve elbette uygulanabilir olduğu için hemen denedim.. ”Aşık olduğunuzda sadaka verin; yolunuzu açar, imtihanınızı kolaylaştırır.” Benim hakikatin gerçeği aşktır inancım, kalbimin kırgınlığına rağmen aşkı sönmemiş çocuk kalbim.. Bugün biraz da bizi konuşalım. Yani zaten bizim hikayemizi konuşuyoruz da bu sefer biraz kendimizi ele alacağız..
Güne bir tartışmayla başlamanın verdiği, sonucunda da yine kalp kırıcı biten bir konuşma sonrası kaygıların yükselmeye, stresin artmaya başladı. Niye? Bunu ciddi ciddi konuşalım mı artık, bu madenle yüzleşelim mi artık, zamanı gelmedi mi kalp kırıklığının görünür yüzü olan öfkeni konuşmanın? Çünkü seni anlamak istiyorum. Bir insan sabah 8 gibi uyanıp, heyecanla telefona bakıp bu heyecanını göstermek yerine neden hayal kırıklığını göstermeyi seçiyorsun sabahın 8’inde, hadi gel kahvemizi alalım ve şu dehlizin içine dalalım..
Yaşadığın hayal kırıklıkları, kursağında kalan hevesler, kalbinin sürekli kırgın oluşunu anlıyorum. Zaten sorun burası değil, sorun bu kısmın görülmediğini düşünmen.. Ben seni bu konuda anlıyorum. Ama bun olduğu gibi gösterip anlatmak varken neden kızarak anlatmayı seçiyorsun? Çünkü sanıyorsun ki uzun uzun bunları anlatırsan, karşındaki seni anlar. Sanıyorsun ki sürekli söylersen bir daha kırılmazsın.. Defalarca bunu denemedin mi, defalarca kırıldığın yeri göstermedin mi? Anlattın, yazdın, bak dedin bak tam kalbimin ortası paramparça dedin. Gör dedin, duy dedin, anla dedin. Bil ki bir daha beni aynı yerlerden yaralama dedin.. Tamam de bunları tam olarak böyle söylemek yerine sanki biraz farklı cümlelerle gittin.
Görülmesini istediğin şeyle, bunu gösterdiğin şey aynı olmazsa karşındaki senin kırgınlığını değil öfkeni görür.. Bunu en iyi sen bilirsin. Bunu en iyi sen anlarsın. Peki nasıl oluyor da bu kadar farkındayken, bunları sürekli söylerken asıl sen kendini aynı yerden kırıyorsun? Hadi cevabı biliyorsun, yüzleşmek zor biliyorum, ama korkma ben yanındayım.. Bir nefes al, öfkeni anladığımı bil. Sadece bana öfkenin altında yatan gerçek sebebi söyle.. Korkuyorsun, korkuyorum.. Daha da kırılmaktan, aynı yerden vurulmaktan, yine yaralarınla tek başına kalmaktan.. Tamam hadi bir nefes al, kahveden bir yudum daha al, devam edelim, çok güzel başladık..
Peki sen daha dün demedin mi; seni aldatan ben değilim, güvenini kıran ben değilim, sevgine sevgini göstermene karşı kayıtsız kalıp emeklerini boşa çıkaran ben değilim, geçmişinin yaralarıyla bugününü hırpalama artık, beni hırpalama artık demedin mi! E be güzel kızım, e be benim biricik hırçın kızım sanki aynı şey senin içinde geçerli değil mi bir düşün bakalım.. Evet başkalarının açtığı yaranın hesabını sevdiğin insana sormuyorsun, sormuyorsun da onun da açtığı yaraları o hesaba katıp kırdığı hevesini hınçla dünyaya kusuyorsun. Kustukça rahatlarım sanıyorsun, hırçınlaştıkça kırılmam sanıyorsun.. Biricik kızım, seni kırdıkları için keskinleştiğini, keskinleştiğin için bıçak gibi kestiğini görmüyor musun?
Bak haklısın, kıran görsün istiyorsun, görsün ki artık incitmesin, güzelce sevsin istiyorsun. Ama gel bir bakalım haklı olmak ne demek, kırıldığın yerin görülmesi ne demek.. Haklı olmak demek; her şeyin en doğrusunu ben bilirim demek, en çok ben kırıldım demek, bunu benim yöntemlerimle çöz ki senin sevginden emin olayım demek, sen beni doğru şekilde sevemiyorsun demek.. Peki bu mu, sence bu gerçek olabilir mi, tek bir doğru olabilir mi, hakikatin gerçeği aşksa o hakikat bu kadar kırgınlık ve karanlıkla en doğrusunu ben bilirimlerle güvenli ve huzurlu olabilir mi?
Hadi gel bugüne bir söz daha ver.. Bugüne tepki veren değil, etki yaratan olanı seç.. Evet sabah bunu başaramadın. Evet yine yeniden sen merkezinden kayarak kırgınlığını anlatmaya çalıştın, karşı tarafsa duymak yerine yine kendini kapatmayı seçti.. Kızma, artık buna kırılma. Artık yine yeniden aynı şeyi seçti diyerek suçlama.. Sen kırgınlıklarını, kırıldığın için keskinleştiğini aslında kaybetmekten korktuğunu anlatmaya çabaladın. Ama bunu karşındakini kırdığını fark etmeden yaptın, yaparken tek istediğin onun seni görmeseydi. Bugün günün bu saatinde tam da şuan bunu bırakmayı seçen ol.. Çünkü onun da kırıldığını, kırıldığı için onun da kendince bildiği yolun ve çözüm dilinin bu olduğunu kabul etmek zorundasın..
Eğer şimdi kırgınım ve bu kırgınlıkta çok haklıyım demeyi seçersen, işte asıl o zaman kaybedersin. Çünkü bu durumun haklısı yok. Kırıldın ve hırçınca davranarak sana yapılmasını istemediğin şeyi yaptın. Beni hırpalayarak sevme derken sevgini hırçınlığınla gösterdin.. Kırgınlıkların, hırçınlıkların, görülmeye değer.. Ama onları en önce sen görmelisin, sen anlamalısın, sen öpüp koklamalısın.. Hadi kalk bakalım, şu duyduğun cümlenin hakkını verecek bir dua, yaşadığın aşkın hakkını verecek bir mucize, kırgınlığın ve kırıldığın için bugününden bir özür dile..
Son yudumunu al kahvenden, kediler için mama dökerken gülümseyerek ve aşkla izle mamayı yemelerini.. Aşkla diyorum, çünkü hikayesi olan bir rutin haline dönüşmüştü bu mama olayı.. Kalbimin kırgınlığının, kursağımda yer kalmamış heveslerimin, üst üste yaşadığım hayal kırıklıklarının ve geçen yıl yaşadığım kayıpların karanlığındayken annemin hasta olup sitedeki kedilerine mama indirememesi üstüne benden rica ettiği gün başladı bu rutin..
Yürüyüş gibi en kadim, en eski geleneğime cuk diye oturan bir küçük rutin.. Şimdi o mamaları verirken fısılda hayata; seni seviyorum çünkü sen sevilmeye değersin, lütfen beni affet seni kıran üzen kim varsa bu kadar incinmeyi hak etmedin, özür dilerim senin kırgınlıklarını ve geçmişinin karanlıklarını sana aynaladıysam, ve teşekkür ederim sana yaşatılan ihanetlere hayal kırıklıklarına rağmen sevmeye sevilmeye kalbini cesaret edebildin için..
Bugün başladığı gibi bitmek zorunda değil güzel kızım.. Bugün kırgınlıklarla bitmek zorunda değil, çünkü her an güzel olanı seçebilensin.. Yeter ki bugün kalbinin kırgınlıklarına ve kursağında kalan heveslere değil, kalbinin sahip olduğu aşka ve hevesini heyecanla yaşayabileceğin mucizelere izin veren ol.. Derin bir nefes la ve tekrarla; Seni seviyorum, lütfen beni affet, özür dilerim, teşekkür ederim..
..SEVGİLERİMLE..

Yorum bırakın