..DİKKAT DİKKAT, DİKKAT NEREDE?

..”NOT YESTERDAY, NOT TOMORROW, IT’S TODAY”..

Çok şükür başarıyorum.. Tam 10 ocak akşamı samimi bir özlemle adım atıp, ardından 12 ocak saat 12’ye kadar mümkün olduğunca gözlemleme yapmayı başarabildim.. Tüm suçlama, kırma gayretine karşı kalbimden niyet ettiğim şekilde durabilmeyi başardım.. Hem eylemlerimle hem sözlerimle kalbimden niyet ettiğim şeklide davranabilmeyi başardım.. İzninizle önce kendimle gurur duyacağım..

Tabi zihin susmuyor, kırgınlıklar yaralar kaşınmadan duramıyor. Arkadaşlar ben de insanım, insan. Etten kemiktenim. Yine de kendime verdiğim söz, kalbimde taşıdığım niyet dünün yaralarından, yarına çıkmayacak kaygılardan, sürekli suçlayarak haklı çıkma çabasından daha güçlü artık.. İnsan yaptığı güzellikler görülsün istiyor elbette. Gün boyu emek emek, heves ede ede gösterdiği çaba değer görsün istiyor.. Tabi zihin dürtüyor; yine aynısını yapıyor, bu film aynı diyor.. Oh valla zihin bu habire konuşuyor. Konuşmakla kalmıyor, üzerine bir de kendine göre yorumlayıp kişiye basıyor etiketi.. Utanmadan niyet okuyor, bir de o niyete inanıyor.

Fakat artık o eski yöntemler işe yaramıyor. Niyet kötü olmasa bile eylem zarar veriyorsa, kırıp döküyorsa niyetin iyi olması sonucu meşru kılar mı hiç.. Karşımda aynı tutumları, davranışları görüp karşılığında ben de kırıcı tavırla gitsem elime bir şey geçecek mi hayır. Kimseye aynı kalma borcum yok, kimseye aynı kalma sözüm de yok.. Ben kendini her gün yeniden tanımaya gayret edenim..

Bir şey bugün doğru geliyor diye yarın da doğru olmak zorunda değil. Hem kimin doğrusu en doğru, kim en yanlış ki. Kim öğretti yahu bize bu keskin kalıpları.. Kim karar verici doğrular, yanlışlar konusunda. Yahu koca kainat dönüyor, evren kendini sürekli yeniliyor. Her gün yeni bir gün ve ben inatla aynı kalmayı seçen olmayacağım. Kalbimde kocaman bir sevgi varken, ruhumda sonsuz bir neşe kaynağı varken, özümde aşk varken ve en önemlisi bunları her gün seçme şansım varken üstelik..

Ben niyetimden emin miyim, evet. Bu yeter mi, hayır. Ben kalbimin niyetine uygun mu davranıyorum, çok şükür artık evet. Bu yeterli mi, hayır. Çünkü bir kere yapıp yapılanın değer görmesini bekleyip, kıymet verilmediğini görünce yine hop aynı hırçınlıklara dönersem kimi cezalandırmış olurum, kimi haklı çıkarmış olurum, kime haksızlık yapmış olurum? Kendime, günün sonunda kendime haksızlık yapmış olurum en çokta..

Peki ya dikkatin nerede, kendinden verdiklerinde mi, verme niyetinde mi, yoksa almayı hesap ederek mi veriyorsun? Öyle okumakla, araştırmakla, birkaç meditasyonla olacak iş değilmiş bu.. Yıllar içinde tecrübe ettiklerin, aileden görerek büyüdüğün kalıpların, kendine ait sandığın inançların, hayata karşı takındığın tavır ve tutumların her birini tek tek gözlemleyerek ayıklamak gerekirmiş.. Bunu mağarada yapmak kolay tabi. Asıl mesele kırgın olduğun ilişkiler içerisindeyken, yorgun olduğun ve mana kaybı yaşadığın zamanları yaşarken, inancını zedeleyen hayatın akışındayken yapmakmış..

Yani asırlardır en önemli mesele şu; olmak ya da olmamak! Kim olmayı seçiyorsun, o an kimi sunuyorsun hayata. Kırana, suçlayana, kendi zihniyle sana bakarak sana etiketler yapıştırana karşı sen kim olmayı seçiyorsun? Sen de mi kırıp dökmeyi seçeceksin, sen de mi geçmişin yaralarını bugününde sürekli kanatarak iyileştirebileceğini sanacaksın, seni suçlayanı daha da suçlayarak mı rahatlatacaksın vicdanını? Senden bundan daha güçlüsün güzel kızım. Kalbinin dikkati sevgindeyken, aklının dikkati geçmişin filminde mi olacak sürekli? O filmi seyrederek mi yaşamayı seçeceksin yeni günü, günleri?

Kurban, zorba, kahraman oyunundan çıkmak zamanı geldi.. Oyun oynamayı sevdiğini biliyorum güzel kızım. Ama senin oynamayı sevdiğin oyunla seni içine çektikleri oyun aynı değil. Bu yüzden kaygılanıyorsun, bu yüzden korkuyorsun duygularını açık etmekten, bu yüzden hırçınlaşıyorsun kendini böyle koruyacağını sanıyorsun.. Çünkü seni içinde tuttukları oyunla, senin oynamaya heveslendiğin oyun çok farklı.. Bu farkın tutarsızlığı, yaşamayı istediklerinle yaşadığın arasındaki belirsizlikler senin ruhunu huzursuz ediyor.. Bak bunu görmen çok değerli, ama yetmez.. O oyundan çıkmalısın.. O güzel parklarda, o neşeli olduğun lunaparkta oynamak varken çamurda debelenip durmak yok..

İnsan verdiği emeğin, gösterdiği çabanın, ortaya koyduğu güzelliklerin, içinde büyüttüğü heveslerin kıymeti bilinsin istiyor. Değeri görülsün istiyor elbette.. Sanki sen hiçbir şey yaşamamışsın gibi davranılmasın istiyorsun.. Artık bu da bitti güzel kızım.. Sen deniyorsun, çabalıyorsun, anlamaya gayret ediyorsun. Hayatı suçlayarak, sürekli öfkeni kusarak, yaralarla kırgınlıklarla hırçın davranarak görülmesini istediğin, duyulmasını istediğin, anlaşılmasını beklediğin şeyler var. İşte artık onlar da yok, onları da bırakmak zamanı.. Görülmeye değer bir güzelliği görmeye niyet edince gözler tam da dikkatini oraya veriyor. Sevgiyi hissetmeye niyet edince kalp dikkatini oraya veriyor. Neşeyle bakmaya niyet edince özün dikkatini oraya veriyor..

Bırak ve anla; görmek isteyene göz, duymak isteyene kulak, sevmek isteyene kalp eşlik edecektir.. Gerçek niyetin sevgiyi, neşeyi yaşamak yaşatmaksa sen buradan bakmaya bir sebep bul her gün. Bakmak istemeyene bahaneler zaten çok, senin içinde geçerli bu, bir sürü bahane bulabilir bir sürü sebep sunabilirsin. Asıl erden zaten yapabilme şansın varken yapmamayı seçmek değil midir güzel kızım.. Her an olmasa bile, gün içinde en azından bir an bunu yakala, yakalayabildim de.. Sular her gün durgun olmayacak, kimi zaman fırtınalar eskisinden de sert olacak. Hayatın çekirdeklerini ayıklayamazsın.. O yüzden dikkatini neye verdiğine dikkat et..

Sana teşekkür ederim, seni seviyorum ve seninle gurur duyuyorum.. Bir diyete başladın, bir niyetle özledim dedin.. Ve zihninin söylediklerine, kalbinin kırgınlıklarına, kursağında kalan heveslerine rağmen niyetine sahip çıktığın için.. Geçmişi düşünerek bugünü yaşayamayacağını, insanları suçlayarak travmaların iyileşemeyeceğini, hayata kırgın kalarak yaraların kabuk bağlamayacağını öğrendin.. Şimdi konuşarak, anlayarak, anlaşarak, gözlemleyerek ve hayatın getireceği her mucizeyi gülümseme ve neşeyle kabul ederek bugünü yeniden yaşama günü..

Kim bilir bugün belki bir mucize daha olur, ve hayat bugün bir kere daha dikkatini sevgiye vermen için bir sebep sunar.. Sebep sunmak yerine kim bilir belki de o sebebin kendisi olmana izin verir..

..SEVGİLERİMLE..

Yorumlar

Yorum bırakın