..MERHABALARLA DOLU YENİ AY..

Bugün yeni ay var ve çoğu astrolog aşktan, derin bağlar kurulacağından ve kalıcı olacak şeylerin tohumlarının atmanın öneminden bahsedince bugünü yazmadan bitirmek istemedim.. Tabi burada beni asıl heyecanlandıran şey şu; yeni yıla girerken aşkla, heyecanla ve hevesle bazı düşler ve niyetler geçirdim içimden. Ve bunlardan birisi de hikaye istasyonum olan bu sayfayı bu sene dağınık bir iç dökme alanından çok kendimi gözlemlediğim, farkına varıp eyleme geçtiğim yönleri ve yolculukları anlattığım bir yol haritasına dönüştürmek oldu. Hatta ilk ayın temasını ”toprağı havalandırmak” yapmıştım. Ve görüyorum ki hayatta usulca eşlik ediyor bu niyetime..

Ağır bir hastalık sürecimden sonra içine girdiğim kendini izlemek, anlamak, dönüştürmek yolculuğum yaklaşık 5 senedir sürüyor. İlk 3 sene elbette bilinçli bir yolculuk değildi. Son 2 senedir olabildiğince ilerlediğim bir konu oldu. Ve özellikle son 8 aydır daha da iyiyim gözlemlemek konusunda.. Ve yaklaşık 20 günlük ben, bundan önceki her bir benden, her yaşımdan, her tepkilerimden daha da derin bir dönüşüm halinde.. İzninizle kendimle bu konuda gurur duyarak başlamak istiyorum..

Ve bir şeyi net anladım ki mesele sadece benim sevgim, sadakatim, şeffaflığım, neşem, anlayışlı olmam, çözüm aramam değilmiş. Karşımda da bunları alabilme kapasitesi olan, bunlara değer ve emek veren, önceliği olan olmasıymış.. Kırılganlığım, yaşadığım hayal kırıkları, kaçan heveslerim, öyle görünür olmuştu ki karşımda hele de aşkla baktığım yerde beni kendimden neredeyse şüpheye düşürecek kadar sorgulamaya iten zehirli bir iletişimin içerisinde çırpınırken buldum kendimi.. Oysa yeni yıla kendime söz vererek girdim, artık böyle tuzaklara düşmeyecek, bunlara sebep olmaya çalışanlarıysa sevgiyle kendi hayat sınırlarında bırakacaktım..

Çünkü ben kendime emek verdim, sevgime sadakatime en zayıf anımda dahi sahip çıktım. İşte insan sevgiyle baktığı yerden bunun kıymeti bilinir sanıyor. Ah bu zan dünyası, sanmak hali en büyük illüzyonlardan birisi.. Anladım ki benim gibi insanları armağan olarak görmekte, sınav olarak görmekte karşı tarafla ilgiliymiş. Bunu kendinden emin söyleyen biriyim artık. Kibir değil de eminlik olduğunu nereden mi biliyorum gelin dürüstçe konuşalım bunu..

Gözümü açar açmaz sevgime koşan, karşımdakilerin zayıf noksanlıklarını görmüş olmama rağmen en öfkeli halimde bile oralardan vurmayan, mümkün olduğunca sorunları çözmek için iletişim kurmaya çalışan, duygulardan ve zor konuşmalardan kaçmadan buradayım diyen, ilişkilerinde gerekli sorumluluğu alan biriyim. Gösterme şekillerim, duygularımı ifade etme biçimlerim elbette yaşlarımla, yaşadıklarımla dönüşüp değişti. Mesela yıllarca seni seviyorum diyemezdim sadece eylemlerle gösteren biriyken, artık hem gür bir sesle seviyorum diyor hem de eylemlerimle göstermekten çekinmiyorum. Çünkü sevme şeklimizi biraz da sevdiklerimize göre dönüştürmek aslında ona değer vermekmiş anladım. Zaman zaman sorgulatsa da insanlar, artık birçok açıdan eminim ki sevgimi göstermekten çekinmeme gerek yok. Sevilmeye açık olan, sevgi kapasitesi genişlemeye müsait olanın hayranlık duyacağı bir sevgi çünkü benimkisi..

Mesela sadakat konusu; ayrılıkta bile içimde birine sevgi varken acısına sadakat duyan biriyim ben. Başkalarına koşmalar, kendimi tatmin etme uğruna insanların ilgisine kendimi açmalar gibi eylemlerim olmadı.. Çok şükür, ve artık anlıyorum ki bu da çok kıymetliymiş elbette kıymetini bilene.. Çünkü hem sözlerimle hem eylemlerimle bunları en zayıf anımda bile seçen oldum ben. Aylar sonra bir şeyi net anladım, ben bunun kıymetini bilen ve bunun değerini anlayan bir kalbe aşık olduğumu sanıyorken meğer asıl önemli olan kendimi bu konuda takdir etmemmiş. Onay arayan, dışarıdan gelen ilgiye aç olan biri olmadım çok şükür. Yine de insan sevdiği kişi tarafından bunların değerli olduğunu duymak, görmek istiyor. İşte artık o beklentimi de aç bırakarak öldürdüm. Asıl önemli olan şu ben kendimden eminim ve bunlardan gurur duyuyorum, değerini bilen bunu armağan olarak görür, bilmeyen kendi suçluluğundan kaçmak için bunları değersizleştirmeye çalışır..

Mesela geçmiş ilişkisinde aldatılan, yüzeysel ilişki yaşan biri için benim gibi insanların sevgisi ve sadakati onlara verildiğinde anladım ki onların seçimi sevgiyi ya yüceltiyor ya da geçmiş korkuları yüzünden çürütüyor. Arkadaşlıkları rekabet, kendilerini kıyaslama ve yalanla doluysa dürüstlüğün ve anlayışlı oluşun onların ya yine korkmasına sorgulamasına sebep oluyor ya da yine söylüyorum ki karşılarına çıkana kalplerini açtıkları için yüceliyor gerçek olan.. Diyorum ya dinamikleri iki kişinin belirlediği şeydir ilişki.. Yaralarınla, sana yaşatılanlarla, korku ve kaygılarınla geçmişinde sana yaşatılanların hesabını bugünündeki insana kesen güzel ve gerçek olanı kaybediyor. Yaralarına, yaşatılanlara rağmen bir durup nefes alıp hesabı bugününe kesmemeye en azıdan gayret eden biriyseniz işte yavaş yavaş dinamikler değişiyor..

Bu konulara ne örnekler biter bende, ne de bana yaşatılanların sonu gelir.. Oysa 20 günlük bir perhiz sonunda şunu gururla söylüyorum; artık varsayarak değil oldukları ve kendilerini gösterdikleri kişileri o da öyle biri diyerek kabulleniyorum. Yaraladıkları yerlerimi kendim iyileştirmeye gayret etsem de, bu kadarına gerek var mıydı demelerim olsa da günün sonunda kendime iyi ki diyorum, iyi ki onlara rağmen onlar gibi olmadım. Bak artık hayatta benimle bir akmaya başladı. Yaralarım yavaş yavaş olsa da iyileşiyor, dilleriyle kırıp pişman olmayanlar kadar sevgisini sunmaktan çekinmeyenler de var ve ben artık hayatımda en çokta buna özen göstereceğim..

İnsan bekliyor elbette gerçek bir pişmanlık görmeyi, eyleme dökülmüş bir özrü, yani ne bileyim yahu insanız işte en bilge halimizle bile sevdiğimiz kişilere karşı ne yaparlarsa yapsınlar o kadar katı kalpli ve yaralayıcı bir dile sahip olduklarına inanmamayı seçmek istiyoruz. İşte biz severken bunu istiyoruz da onlar inatla kendilerinin nasıl biri olduklarını gösterirken görmezden gelmek inanın ki onlara da haksızlık.. Şu affetme işleri, kabullenme işlerine ben günümüz kadar pembe gözlüklerle bakmıyorum.. Beni durduk yere kırmış, sevgime ihanet etmiş, ben çözmek için çırpınırken bunu görmezden gelmiş insanları affetmiyorum. Sadece artık onları hayatımda da taşımıyorum hepsi bu..

Benim sevgim, sadakatim, aşkım, neşem, ruhum ve anlaşılmaya değer özüm kışın ortasında baharı simgeleyen bir nergismiş anladım.. Ve nergis benim çocukluğumun geçtiği sokaklarda her hafta kokusunu aldığım ve beni mutlu eden bir çiçekti, hatırladım.. Ben karanfil severim demelerimin keskinliğini bıraktım artık, çünkü ben artık nergisi sevdiğimi de hatırlamaya başladım..

Kendimle küçük ve tatlı eğlenceler inşa etmeye başladığım, kalbimi kıran cümleler duyup gözyaşıyla uyumama sebep olunan gecelerde bağırıp çağırmak yerine gözyaşlarımı usulca hayata emanet ederek sabahına ‘bugün güzel bir gün olacağına inanıyorum’ diyerek güne başladığım, belirsizlikte bırakanlara dair cevap aramalar yerine net bir tavırla yanındayım diyenlerle yürümeye devam ettiğim, ve en önemlisi kendimle ilgili küçük tatlı rutinlerle kendimle oyunlar oynadığım bir 20 gün geçirdim.. Benim samimiyetle yaklaştığım iletişimde neredeyse kendimden şüphe etmeme neden olacaklara izin verirken çok şükür ki hayat araya girdi, belki o gün kırdı beni ama yine de günün sonunda niyetinde şüphe etme dediği bir 20 gün geçti..

Bugün gökyüzünün verdiği yetkiye dayanarak kendime bir adım daha atıyorum. Köksüz medeniyetimin kök saldığı bir yıl olmasına niyet ederek, toprağıma bir tohum daha ekiyorum.. Ve inanıyorum ki kışın baharı temsil eden nergislerle kalmayacak, baharla birlikte toprağımda karanfiller, papatyalar da yeşerecek..

Ben bugün gerçek olana, şeffaf ve net olana, kalbimin kıymetini bilene, sevgime değer verene merhaba demeye cesaret ediyorum.. Peki ya siz bugün hayatınızda, derin bir bağ kurmak ve baharda tomurcuklanmasına niyet edecek bir tohum ekmek adına küçük bir adım da olsa merhaba demeye cesaret edecek misiniz?

..SEVGİLERİMLE..

Yorumlar

Yorum bırakın