
Bazı durumlar, bazı insanlar, bazı olaylar midemizde kelebeklere sebep olduğu kadar bir zaman sonra bulantının ana sebebi de olabiliyor.. Yani midemizin sesine güvenmeyi de öğrenmeliyiz zaman zaman.. İronik olansa şu; geçen sene bir evli çiftle ilgili kadının yaşadığı bir olay sonucu mide bulantısı yaşadığı söylendiğinde ”bak dedim kadın yalnız ve anlaşılmamış hissedince midesine vurmuş, kocası gözünün önündekini bile görmemiş, ne üzücü” dedikten sonrasında bizzat kendimin göz önünde mide bulantısı yaşamam ve bu ironik hikayeye sebep olan iki erkeğin yakın arkadaş olması.. Tesadüf mü sizce, hayır. Ki ben tesadüflere inanan biri değilimdir..
Ben hayatın, gökyüzünün fısıltısını duymaya çalışan biriyim. Astrolojik olarak diyorlar ki Satürn koç burcuna geçecek koçlar hazır mısınız! Geçen sene 2 aylık bir süreçte Satürn koç burcuna geçtiğinde hem aşkı bulmuş, hem tatilde suda taklalar atmış, doya doya bahar yaşamış biriydim. Elbette hazırım.. Hatta öyle ki hayatımda ilk kez 14 şubatı kutlama heyecanı duymaya bile başladım.. Mesela ben hayatımda hiç sevgilisiyle 14 şubat yaşamış, ay dönümleri kutlamış biri olamadım, Canım ailem ve arkadaşlarım dışında doğum günümde sevgilimle olamadım.. Aslına bakarsanız doğum günüm dışında da öyle özel günler, ay dönümleri falan kutlayan ya da bunlara hevesi olan biri değildim pek..
Sonrasına olansa şu, bana ne istediğimi hatırlatmakla kalmadı, sevince kendimi ne kadar feda ettiğimi de açık bir şekilde gösterdi.. Herkes bu konuda kendinden fazla veriyorsun dese de kimseyi dinlemedim. Çünkü bana göre aşkta ne eksiklik ne fazlalık yoktur.. Ama burada kritik nokta şuymuş; bunun değerini bilecek, sana senin verdiğin sadakati sevgiyi zamanı verebilecek netlikte olmalıymış. Yoksa harcanan senin düşlerin, enerjin, zamanın oluyormuş..
Birinin yarasını gördüğümde, onun çocukluğunu gördüğümde buradayım diyebiliyorum hemen.. Ben varım karanlığa da aydınlığa da.. Ama gördüm ki bunu benim için diyen hiç olmamış.. Benim hep arka bahçemi merak etmişler, benim ışığımı görüp gelmişler.. Halbuki ışık ne kadar büyük ve büyülüyse karanlığı o denli derindir, bunu hiç hesaba katmamışlar. Belki de katmak istemediler.. Ben çocukluğumun en acı hikayesini paylaşırken duyarsızca bana eski sevgilisinin üniversite anlarını anlatmaya başlayan birinden empati beklemek benim hatamdı.. Ben yokluğuna bile sadakat beslerken, bunun kıymetinin bilinmesini beklemek benim hatamdı..
Ay aman ya kısaca durum şu sevgili okurum.. Herkes sevme kapasitesi, anlama kapasitesi kadar vardır.. Richard Feynman şöyle der: “Eğitim ile zekayı asla karıştırma” devamını google’dan bulabilirsiniz.. Yarası olanın kaşıntısının tutacağı, kendini bileninse benim hatam, yanlışım ne olabilir ki diyeceği bir gerçeklik bu.. İşte ben bu konuda çifte standart yapmanın bedelini ödeyenim.. Çünkü hayatla sevdiğim insanın arasına girerek gerçeği görmesi için çok çırpındım..
Peki ben kimim ki bunu yapmaya cüret ettim! Benim sınavlarıma, karanlıkta kaldığım anlara, yalnız başıma verdiğim onca savaşa kim gönüllü bir şekilde eşlik etti ki ben hemen herkesin savaşında ön cephe de koşturmaya kalkıştım! Hem de daha kendi savaşımın yaraları tazeyken! İşte olan süreç aslında beni illüzyon dolu konularda enkaz altında bıraktığında, tek başıma o enkazdan kalkabilmek için çabalamak zorunda kaldığımda gerçeğin en sert yüzüyle bir kere daha göz göze gelmiştim..
Karşılıklı canımız sağ olsun.. Biliyor musunuz hayat pekte karışmıyormuş; siz baş tacı mısınız, yoksa ayak altında mısınız hayat için çokta fark eden bir şey yokmuş.. Çokta adil gelmese de kulağa, hala içimi bulandırsa da bu gerçek olan bu.. Ben gerçeği istedim hayattan, hayatta yorumsuz bir şekilde gerçeği verdi bana. Gerisi benim zihnimin yorumlarıydı.. Oysa güneş kendi için doğmazken, yağmur kendini ıslatmazken, yani her şey bir bütün için ve birlik içindeyken olayları biraz da bir karmaşık hale getiriyoruz..
Yavaş yavaş ışık sızmaya başladığından beri daha net görmeye başladım aslında bunlar.. Özel gün kutlamaları, küçük jestler, rutinleşen güzel anlar, kimi zaman uykudan kimi zaman kahve vaktinden yapılan fedakarlıklar, hatta sadece tarihlerden ibaret olan değil de karşılıklı yaratılan özel günlerle dolu anlar.. İşte artık kalbimin en çokta arzuladığı bu.. Ve aslında en çokta bundan dolayı teşekkür etmeyi seçiyorum.. Her şeyi hallederim, ay aman ben yaparım, bir çaresini bulurum demelerden arınmam gerektiğini öğrenmeye başladım..
Birilerinin de benim için güzel şeyler yapabileceğini, benim için uykusuz kalabileceğini, özel günlerde hediyeler jestler yapabileceğini, beni güzel notlarla mesajlarla uyandırıp, hiç kırgın uyumama izin vermeyeceğini tatmak istediğimi de anlamamı sağladı.. Yani midemde kelebekler uçuşmadan, midemi de bulandırmadan beni ben yapan her bir hücremin kıymetinin bilinebileceğini de öğrenmeye başladım..
Ne tuhaf bir fark ediş zamanı aslında.. Yıllarca zihin, benden, ruh bütünlüğü üzerine okumalar yapmış, öğrendiklerini kendi üzerinde uygulamış biri olmama rağmen hala daha kendime dair yeni şeyler keşfediyorum.. Ben sabah kahvaltısında kaymağını severim mesela, lunaparkta çocuk gibi olurum hala, bir salıncağa çocuk neşesiyle koşar binerim. Bunların yanında kahveyle uyandırılmayı, bir yürüyüş esnasında yol kenarından bir çiçek alınmasını, güzel bir mesajla güne başlatılmayı, uyumadan önce en son seni görmek istedim aramalarını ve birçok şeyi daha seviyormuşum aslında.. İnsan yaşayarak anlıyor biraz da; seviyorum, sevmiyorum, istiyorum, istemiyorum demelerinde çokta katı olmaması gerektiğini..
Kalbi hayata açmak, hele de bu kadar ihanetin ve kibrin olduğu zaman dilinde bunu düşünmek bile korkutucu geliyor biliyorum.. Ben de ihanetler, yalanlar, bile isteye yaralayanlarla dolu yolları yürüdüm. O yüzden inanın korkunuzu, kaygınızı biliyorum.. Bir şeyi daha öğrenmeye başladım bunların aksi yönünde olanlar da var.. Her şeyden önce mesela ben öyle biriyim.. Sadece lafta değil hayatta da sadakatle, sevgiyle, şeffaflıkla, yaralara rağmen kalbini açmakla yaşama varım demeye gayret edenim.. E bu dünya da bunları yapan tek kişi olamam ya.. Ve artık inanıyorum hayat yaralayanların varlığını bile hatırlatmayacak kadar derin bağlar kurabileceğimiz insanları, işleri, fırsatları çıkaracak karşımıza..
Ve bir sabah uyandığımızda o şeye sahip olmanın hafifliği saracak etrafı. Kışın, baharı simgeleyen nergisler gibi.. Dilerim 14 şubat, doğum günleri, ya da herkes için sıradan olan bir anı özel kılacak anılarla yaşarsınız.. Dilerim sadece mideniz değil, kalbiniz de dengini bulur.. Ve herkes kalbinin ekmeğini yer, afiyetle..
..SEVGİLERİMLE..

Yorum bırakın