..BEN ÇOK ŞANSLI BİR KIZIM..

Ne çok sevenim, ne derinlikli anlayanım varmış. Meğer gözyaşlarımı, zayıflıklarımı ya da herkesin saçmalık diyeceği düşüncelerimi paylaşma rahatlığına sahip olmak ne büyük hazineymiş.. Ben çok şanslı bir kızım..

Yıllar sonra ilk kez bir yıla girdiğim gibi neşeyle, heyecanla devam eden günleri yaşıyorum. Ben bunu içsel olarak çok arzuladığım için midir, yoksa artık gerçek anlamda kök salmamın zamanı geldiği için midir bilmiyorum.. Son yıllarda yaşadığım üst üste kayıplar, kursağımda yer bırakmayan heves kırıklıkları, zihnimi yorgun düşürmüş hayal kırıklıkları, sınav gibi yaşanmış kalp kırgınlıkları derken üst üste gelen darbelerle geçen koca koca seneler.. Geçen sene aşkla inanıp, hayal kırıklığıyla uyandığım üzerine yaşadığım can kayıpları derken debelendiğimi anladığım bir ömürmüş meğer yaşadığım..

Mana arayışları, hakikatin gerçeği aşktır diyerek çırpınışlarım, eğrimle doğrumun denk olmayışları.. Sanki DNA’mın kodu baştan yanlış yazılmıştı da ben o yanlışlıklar zinciriyle boğuluyordum.. İnşa ettiğim tüm emeklerim yıkıldı, aşık oldum her yönüyle hayal kırıklığı yarattı, bir birikim yaptım bir sağlıkla pul oldu.. Ve daha neler neler.. İstediklerim bir yanda ihtiyaçlarım bir yanda, hayallerim bir yanda gerçekler bir yanda, cehennem bir yanda cennetin yüzü silinmiş halde bir yanda.. Kimim ben, neyim, tanrı benimle neyi kastetti, zamanım enerjim bu kadar kolay çöp mü olacaktı demelerim..

Küçük heveslerim, büyüt umutlarım, yaralarımın sızlamasına rağmen inanmaktan vazgeçmeyişlerim, yorgunluğuma rağmen savaşı bırakmayışlarım.. Ah benim haylaz, tez canlı, her şeyi halledebilirim diyen küçük kızım.. Artık kılıcı kınına sokmak zamanı geldi. Biliyorum savaş meydanında olmaya alışmış bir komutanın tatile çıkmak gibi bir huyu olmaz. Üniformasız kendini çırılçıplak hisseder.. At üstünde sefere çıkmaya alışmış olana, doğa yürüyüşünde kendini dinle demenin bir şey ifade etmeyeceğini biliyorum..

Oysa tek derdi görülmek, sevilmek, anlaşılmak olan küçük bir kız çocuğuymuş göğsünde taşıdığın.. Onu dünyadan sakındın sandıkça yaraları hep senin alışların.. Senin uzun uzun konuşmalarını hayranlıkla dinleyen, neşenin gölgesinde huzur bulan, sevginin kıymetini bilen, sadakatinin değerini gören, başarısızlıklarını başarıların kadar destekleyen, hatalarında okları kendine çevirdiğin an oklarla senin arana giren nice güzel insanlar biriktirmişsin öyle.. İstemişsin ki her sevdiğin o masada otursun, ama öyle olmadı, olmaz.. Olamaz..

Sen masanı özenle kuran, kahveni sabırla demleyen, yemeklerini emek emek yapanken geçerken uğrayanın senin sofranda ne işi var.. Senin yıllarca verdiğin emeği görenle, geçerken açlığını doyurmak için o sofraya uğrayan bir olur mu hiç? Ah senin şu çocuk kalbin, yeter ki aç kalmasınlar diye çırpınışların yok mu, en çokta seni aç bırakmadı mı?

Bak ne güzel şeyler duyuyorsun son zamanlarda; ”iyi ki varsın, sen tanıdığım en kıymetli insansın, senin varlığın bile güç veriyor, ne zaman yalnız hissetsem senin orada olacağını bilmek bana güç veriyor, sevgin çok kıymetli, ya sen hep böyle gülümse kalbi güzelim, beni anlayan birinin var olması çok kıymetli,” ay bir de çok güzel kokuyorsun iltifatı, bunu da eklemem gerek çünkü hiç tanımadığım birinden bunu duymak bana kendimi çiçek gibi hissettiriyor..

Sen nasıl bir hazinesin, bunu yeni yeni hissediyorsun.. Başkalarının savaşında bile en önde koşmanın yorgunluğuyla, kendi savaşındaki yaraların sızısıyla o kadar çok yorulmuştun ki sahip olduklarının ve hayata sunduklarının kıymetini değerini yeni yeni anlıyorsun.. Bir de senin yoluna gönüllü eşlik edenler var onların hakkını yemek, bir kocaman teşekkür ise onlara..

Aşkıma, sadakatime, dostluğuma, sevgime kıymet verdikleri için. Onlar için çabalayışlarımı, emeğimi ve enerjimi verişlerimi, zamanımı ayırmamın kıymetini, uykumdan ve kahvemden zaman ayırışlarımı, kendimden öne koyuşlarımın kıymetini bildikleri için.. Bugün en büyük teşekkür bir de kendime.. En zayıf anlarımda bile ihaneti değil sadakati seçtiğim için, yaralamalarına rağmen sevmekten vazgeçmediğim için, travmaları bahane etmek yerine daima çözmek için yüreğimi ortaya koyduğum için, düşene el uzattığım için, yorgunluklarıma rağmen çabaladığım için, anlamak için çırpındığım için ve daha niceleri için..

Ben çok şanslı bir kızım. Ve ben bugün yağmurda dans eden, yalın ayak toprağa basan, nergisler karanfiller alan, kahvesini keyifli sohbetlerle içen biri olmayı seçiyorum.. Şanslıyım ki yağmur var, şanslıyım ki beni görmek için can atanlar var, şanslıyım ki nergis alanım var.. Ve ben bugüne kocaman bir teşekkür ediyorum..

Kalbin mucizelerle dans ettiği bir gün olması dileğiyle..

..SEVGİLERİMLE..

Yorumlar

Yorum bırakın