..BAHAR TEMİZLİĞİ VE KAHVE..

“Ben bugün, ingilizce konuştum.. 😊”

“Ben bugün, 2 canla arkadaş oldum..🙂”

“Ben bugün, neşeniz ve enerjiniz çok güzel ya siz hep buraya gelin, kokunuz çok güzel bahar gibi, iltifatlarını alan oldum.. 🙂”

Bugün Şubat ayının son günü ve benim için Şubat ayının teması “hangi seçimler gerçekten bana ait” sorusunu gözlemlemekti.. Çünkü bir nebze olsun anladım, hayatta sıradan görünen şeylerin bile kocaman bir mucizeye dönüşecek kelebek etkileriyle dolu bir yer olduğunu. Ve birine sıradan gelen şeylerin bir başkasının en kıymetli anını oluşturabildiğini..

Zorluklar bitmek bilmiyor, hayat kırılacağınız yerleri incelikle sınıyor, kiminin heyecanını paylaştığı kişi kiminin gözyaşına neden oluyor, kiminin aşkı kiminin hayal kırıklığı, kiminin başarısı kiminin yenilgisi oluyor ve her gün çoğu bilinçsiz ve alışılagelmiş seçimler yaparak aslında hayata kim olduğumuzu fısıldıyoruz günün sonuna kadar.. Hayatta kendini sunan bizlere aynalama olacak seçenekleri, kişileri, olayları sunuyor. Karşılıklı bir konuşma halindeyiz aslında..

Kontrol edemediğimiz olaylara maruz kalıyoruz, o olaylar karşısında kim olmayı seçiyorsak devam eden günlerde o kimliği besleyecek seçenekler ve dolayısıyla seçimler peşimize takılıyor.. Ve hayat en çokta söz verenlerin peşine takıyor şeytanı.. Biliyorum, çünkü çok defa oturduğum masada şeytana mat olarak kalktım satrançtan.. Biliyorum, çünkü çok defa dansa davet sanarak çıktığım arenada savaşarak kan kaybettim..

Temiz bir sayfa dedim birçok anda, ne zaman elime kalemi alsam daha ilk cümleyi yazamadan kalemi bırakmak zorunda kaldım yıllarca.. Sahi neden yazamadım, neydi mani olan? Yaşadıklarım mı, maruz kaldıklarım mı, hayatın benden çaldıkları mı, fedakarlık yaptığım hiçbir şeyin karşılığını görememek mi, insanlar mı, yoksa yüzleşmekten korktuklarım kaçtıklarım mı? Aslında hem hepsi, hem de hiçbiri.. Hem yaşadıklarım, hem yaşamaktan korktuklarım.. Hem benden çalınanlar, hem de benim kaçtıklarım.. Yani hem hayatın kendisi, hem de hayattan alacaklı olduğuna inanmayı seçmiş olan ben..

Hayat bana borçlu, verecek kardeşim istediklerimi, kırıldığım her yerin hesabını soracak sormalı ilahi adalet yerini bulmalı.. Olmadı mı, tamam küserim ben de, diş bilerim hayata, dönerim arkamı görmezden gelirim, vesaire vesaire.. Ne büyük dram ama, ne büyük hikaye ama şu alacaklı olma hikayesi.. Eee sonuç ne peki! Don Kişot gibi yel değirmenlerine karşı açılmış nice savaş. Oysa savaşmak için bile iki cephe gerekirmiş. Ben ne zaman bıraktım kalemi, ne zaman kuşandım kılıcı da hikayelerim hep bir sürgün hep bir arayış hep bir kayıp dolu oldu böyle!..

Kısmen zamanını hatırlıyorum, o arenaya neden çıktığımı hatırlıyorum. Hatırlıyorum hatırlamasına da kaybettim diyerek vazgeçmeyi, bu sefer hata yaptık diyerek bir adım geri atmayı, olsun be başlarız yeniden diyerek unutlanmayı niye unuttum işte onu hatırlamıyorum.. Hatırlayamıyorum daha doğrusu, en azından şimdilik..

Oysa bu yıl, yeni yıl bana bir mucizeyle geldi. Yeni yılın ilk dakikalarında bir niyet fısıldayarak girdim, niyetimi fısıldarken bir aşkın bir eski arkadaşın gülümsemesiyle girdim yeni yıla.. Toprağa basarak, ben bu sene kök salacağım diyerek, gökyüzüne göz kırparak.. Sonrasında sarsıntılar yaşasa da yüreğim, sevdiğim kişilerin sağlığı korkutsa da beni, eski kaygılar ve korkular tutunmak için ellerini gırtlağıma dayasa da her gün biraz daha sevgiyle şefkatle yavaş yavaş açtım o elleri çektim boğazımdan.. Her gün yazdım, her gün yürüdüm, her gün izledim gökyüzünü, her gün girdim suyun altına, her gün düşledim..

Dedim ya insan söz verince ilk olarak şeytan düşermiş peşine, sözünden dönecek misin diye.. Benim şeytanımınsa hesaba katmadığı en önemli şey, kendisinin sesine varlığına çok eski zamanlardan beri aşina oluşumdu.. Bu bahara kadar köksüz medeniyetimin kadim kralığına; kışın kökleri kurumayan çiçekler ekeceğime, tahtının yıkılmayacak kadar sağlam olacağına, toprağının derinlerine işlemiş her zehirli sarmaşığı tek tek temizleyeceğime, fırtınalarda sallansa da yıkılmayacağına dair bir söz vermiştim..

Ocak ayında yavaş yavaş, eskilerden gelen, kökü çocukluğa dayanan, korkuların kaygıların gözlerinin içine bakmaya gayret ettim. Ne kadar derine işlemiş olursa olsun, acele etmeden sabır sınavından kalmadan tek tek baktım gözlerinin içine.. Şubat ayının her günündeyse aynadakilerin gözleri bana dikiliydi..

Her gün aynı motivasyonla uyanmadım, her gece aynı saatte erkenden uyuyamadım.. Her sabah sağlıklı kahvaltı yapamadım belki ama her gün bir adım attım.. Gözlerimi dolduran anlar da oldu, kalbimi kıran gerçekler de çıktı ortaya.. Bir sabah sadece bir an, o hikayelere başka bir gözle bakabilir miyim diye sordum kendime.. Ya karşıma çıkan şeyler sadece canımı yakmak için çıkmadıysa, ya o yetersiz değersiz hissettirdiğine inandıklarım aslında bana olmayı arzuladığım yerleri anları göstermeye çalıştıysa, ya aslında kalbime ağır gelen gerçekler kendimi seçmeyi bıraktığım anların hayaletiyse?

Biliyor musunuz yol artık nereye çıkar bilmiyorum, size ilginç gelecek ama ilk kez belirsizliklerden korkmuyorum hatta ilk kez onlara cevap aramamayı öğreniyorum.. Ben, bu bahar diğer baharlardan daha köklü olacak, inanıyorum.. Önce kadim kralığımın tüm geçmiş hikayesini tek tek temize çekmeye başladım.. Sonra köksüz medeniyetimin her karış toprağını havalandırmaya başladım. Ardından zehirli sarmaşıkları temizlemeye gayret ettim.. Temizlenecek yerler illa ki olacak lakin temizlenmiş yerlere küçük küçük tohumlar ekmeye başladım..

Öyle ki hayat önce pembe bir karanfil getirdi bahçeme, şimdiyse yürüyüşüme eşlik eden iki can, hatta kitap okurken hiç tanımadığım turistlerin merhabasını, teyzemin sağlığının iyiye gidişinin haberini, kahvemi yudumladığım yerin samimi gülümsemesini..

Bugüne kadar hangi seçimler bana aitti, hangisi öğrendiklerimin eseriydi, hangisi otomatikleşmiş tepkilerdi artık daha iyi görebiliyorum.. Bir şeyi daha görebiliyorum artık, bu baharda yeni yaşıma girerken, doğum günümde kendimi yeniden hatırlamış olmanın neşesinin ışığını..

Benim sevgili köksüz medeniyetimin kadim krallığı; yıkılan duvarların enkazından kurtulmak zaman aldı, lakin ufuk çizgisinin ne kadar geniş olduğunu görmemi sağladı.. Ben bugün, bu ayın son gününde bir söz daha veriyorum; senin baharın herkesinden çok daha aşk, neşe, sevgi, huzur dolu olacak..

Çünkü bu bahar kendini seçmenin, hayata kök salmak olduğunu hatırladın.. Hangi seçimler sana aitti sorusunu cevapladın, Mart ayı içinse benim sana yeni bir sorum var; benimle doğum gününde neşenle ve ışığınla, bir Edis bir Manifest şarkısıyla dans etmeye VAR MISIN? ❤️🍋🙂

..SEVGİLİLERİMLE..

Yorumlar

Yorum bırakın