
“Neyi seversen o olursun. Sevgi simyadır. Asla yanlış şeyi sevme çünkü seni dönüştürecektir.” Der Osho.
Dönüştüğüm kadın sevdiklerinden arta kalandı.. Kırılganlığı, hüzünleri, anlaşılamamışlığı, bırakılan kırıntıları anlamlandırmaya çalıştıkça günden güne yoruluşları, bekleyişleri, gönlünden harcadıkça içten içe azalışları, buruk gülümsemelerle devam etmeye çalışmaları..
Oysa hep derim, sevgi iyileştirir. Güzelleştirir insanı, insanın bahçesini sokağını.. Herkesin bahçesine lavantalar, nergisler, güller, papatyalar ekmişim baharı onlara müjdelemişim de bana gelince elimde kökü olmayan bir lotus ve ölümü andıran bir kara karanfil kalmış.. Şikayet etmemişim de, içten içe çok gönül koymuşum.. Bundan yıllar evvel notlar düştüğüm defterlerime göz atıyorum da mesela 2021 eylül ayı; çamlıkta yürürken aşk dolu insanları, ailesi piknik yapanları, dostlarıyla kahkaha atanları bir ağaç altında kendimle kahvemi yudumlayarak izlediğimi yazmışım. Ya da yine bir eylül akşamı 2023 yılı, köprüye gitmişim. Ve ben köprüye gittiysem mevzu Atlas’ın bile taşıyamayacağından derindir.. Sonra yine bir eylül ayı.. Halbuki eylül benim en sevdiğim aydı, 1’i olduğu sabahında hep neşeyle uyanırdım..
Neşe sandığım o burukluğun yaprak dökümüymüş belli ki. Her eylül birçok yaprak dökümü yaşamış ruhum. Bense şiir yazmak uğruna romantikleştirmişimdir belki de kendimce. Ah şu benim anlam yüklemelerim, mana arayışlarım, halbuki o kıymetli şiirleri yaratan anlar şairini öldürür bilmez misin.. Okudukça aydım mı, yoksa artık yetti mi bu güz dolu mevsimler inanın bilmiyorum. Önemi de yok bazı şeyleri bilmenin.. Çünkü ne istediğimi biliyorum dedikçe istemediklerimi teyit edecek şeyleri daha çok yaşamışım. O yüzden artık sadece ne istediğimi biliyorum demiyorum, bildiklerimin dışında kalanlara hibe edecek sevgim, zamanım ve enerjim bitti diyorum. Kısaca benim sevgi fabrikamda harç bitti yapı paydos, kapattık..
Şaka şaka.. 🙂 Daha cıvıl cıvıl, güneş alan, sadece ben bahçelerine ekip dikeyim diye beklemeyen, benim de bahçemi güzelleştirmek isteyen, deniz gören, yeşilliğine ayaklarımı basarak yürüyebildiğim parkı olan, ve artık kapüşonumu takarak bir başıma değil de müziğimi açıp saçlarımı savurarak sallandığım salıncağı olan bir sokağa taşıdık fabrikayı.. Sevgi hiç biter mi.. 🙂
Benim güzel kızım, doğum günün geliyor, yıl içinde en sevdiğin gün.. O yüzden bu yazıyı doğum gününde gerçekleşmesine niyet ettiğin ne varsa yaşaman dileğiyle yazıyorum.. Bugün geçmişin hayaletleri, kırgınlıkları yok.. Çünkü içimde bir his var. Sanki hayat artık bana ”sen hazırlığını yap yolu ben açacağım” diyor.. Ki biliyorsun gökyüzünü sadece çimlere uzanarak izlemekle kalmadın. Yıldızları okudun, rakamlara baktın. Venüs aşkı vaat ediyor, Mars arenaya çıkmanı istiyor, Güneş ise parlamanı destekliyor. Benim güzel koç kadınım.. Çocuksu heyecanını, neşeni pas tutmuş kırgınlıkların arasından çekip çıkarmak zamanı artık..
Biliyor musun hep nerelisin sorusuna cevap aradın ya. Kimim ben, nereliyim, insan neye göre bir yerli olur? Bir insan bu sorulara neye göre cevap verir dedin durdun, hiçbir cevapta seni tatmin etmemişti.. İşte köksüzlüğün verdiği o sürgün halinin yansımasıymış bu.. Oysa ben buldum..
Ben seni en çokta Nazilli’ye benzetiyorum gittikçe daha çok benziyorsun hatta.. Çünkü Nazilli benim tanıdığım en neşeli şehir, çocukluğum, evim, ergenliğim, tren garıyla kar helvasıyla sokaklarıyla bağ kurduğum yerim. Yıllar sonra aşkımın elinden tutup sokaklarında neşeyle dolaştığım baharım, yazım.. Ve ben seni en çokta bu yaşında Nazilli’ye benzemeye başlarken görüyorum..
Sen kırıntılar bırakarak seviyorum diyenleri değil, tüm dünyaya haykırarak seni seviyorum diyenleri ve bunu korkusuzca gösterebilenleri hak ediyorsun. Nazilli’nin sokaklarında özgürce büyüdüğün, aşkla özgürce dolaştığın gibi.. Sen elinin sımsıkı tutulmasını hak ediyorsun, tüm şarkıların seni etiketleyerek paylaşılmasını, fotoğraflarının duvarlara asılmasını ekranlara koyulmasını hak ediyorsun. Sen şen kahkahalarını atmayı hak ediyorsun. Sen kuralsızca dans etmeyi hak ediyorsun. Düşlerini yaşamayı hak ediyorsun..
Fırtına dinmeye başladı güzel kızım.. Ve ben seninle gurur duyuyorum, o fırtınada omurganı dimdik tuttuğun için.. Seçenek yokken sadakat göstermek, dürüst olmak kolaydır. Asıl mesele araya giren zamana, mesafeye rağmen yine de seçebilmektir sadakati.. Korku yokken doğruyu söylemek kolaydır, asıl mesele sessizce yaptıklarının günü geldiğinde sorumluluğunu alarak ben yaptım diyebilmektir.. Savaş yokken erdemli ve güçlü olmak kolaydır.. Asıl mesele, eline güç geçtiğinde koruyabilmektir erdemi.. Ve ben sana teşekkür ederim güzel kızım sen bu yolu kalbinle yürüdün.. Şimdi kalbinin ekmeğini yeme zamanı..
Artık sevgi kırıntılarıyla diyet yapmak bitti. Artık acaba ne demek istediler bitti. Artık sevgiyi sorgulamalar, bir umut var mıdır demeler, beklemeler, beklentiler bitti.. Sen yüreğini defalarca ortaya koydun.. Artık yüreğini ortaya koyanlarla, soru işareti bırakmayanlarla, senin merakını zaafın zannetmeyenle, aksine merakının aşktan geldiğini görenle, aşkın ise hakikatin gerçeği olduğuna inanan kalbine şüphe düşürmeyenle, kaçmayanla yol almak zamanı.. Hatırla; önemli olan önceliklidir.. Sen önemlisin, öncelikli olmayı hak edensin.. Bırak bu öncelik meselesini zaman ayıramamak bahanesiyle kendince evirip çevirenleri, gerçeğin ne olduğunu herkes biliyor. Sadece işlerine geldiklerinde meşgul, gelmediklerinde herkese yetecek zamanı var. Bunu defalarca gördük, hepimizin bildiğini kabullen.. Bilmek yetmez artık, eylem gerekli.. Çünkü sevgi eylem, güven kanıt, özür değişim gerektirir.. Eyleme geçtin, kanıtlarınla gösterdin, değişimin lisanını yazdın.. Şimdi bunları yapabilenler eşlik etsin yoluna..
Korkular, kaygılar, yaralar, travmalar, hayatın bilmeceleri hep olacak.. Bırak olsun, onlar oldukça daha da net göreceksin kim gerçekten yanında kalmak istiyor, kim sadece senin ışığına geliyor da karanlık çökmeye başladığı an kaçıyor.. Köksüz medeniyetinin kadim krallığında yaktın tüm ışıkları, açtın bir Edis Manifest şarkısı, toprağını havalandırmaya başladın, tohumlarını ekmeye başladın.. Şimdi bırak o dansta eşlik etmek isteyen gelsin, çünkü öğrendin ki isteyen gelir ve sadece isteyen kalır. Seninle dans etmeye gönlü olanla yap dansını..
Benim güzel kızım; manalar yükleyeceğin nice köprülerin lunaparkların olacak yeniden, köküne yolculuğu gerçek aşkın elinden tutarak yapacaksın yeniden, doğan gereği yine bir şeylerin zıttına gidecek sorgulayacaksın ama inan bana bundan keyif alanlar ve hatta hayranlık duyanlar olacak yanında, seni gizlemeden doğrudan varlığını tüm dünyaya haykırarak yanında olmaktan ve elini tutmaktan gurur duyanlar, bunun kıymetini bilenler olacak krallığında.. Çünkü sen çok isteyen olmadın, azla yetinmeyi bilen oldun.. Oysa hayatın ne çok nimeti var, bırak hayat sana rağmen akmasın artık.. Seninle birlikte aksın, izin ver..
Şunu unutma bir insanı yoklukta ve yolculukta tanırsın.. Hepsini tanıdın, hepsi de seni tanıdı, yoklukta da yolculukta da.. Dünyanın her yerini keyifle keşfedeceğin, yeni hikayelerini heyecanla bekleyen, güne güzel notlarla mesajlarla uyandırmanın bağ kurmak olduğunu bilen, senin sevgi dilini bilen, seni tanımaktan keşfetmekten heyecan duyan, anılarla dolu fotoğrafların videoların kıymetini bilip paylaşmaktan çekinmeyen, kahveyi nasıl sevdiğine dikkat eden, yüzmeyi bilmesen de suya girecek cesaretini takdir eden, seninle keşfeden, seninle öğrenen, zor konuşmaları yapmaktan korkmayan insanlarla dolu bir dünyadasın.. Sen öylesin, bu dünyada tek değilsin yani.. Her insan kadar eşsizsin, lakin yalnız değilsin..
Şimdi şarkı listeni aç, kahveni al ve şu güneşli havanın tadını çıkarmaya bak.. Bırak müzik liste kendiliğinden aksın sen gülümseyerek yürürken.. Çünkü senin müzik listen eşsiz bir senfoni, bundan çıkanı değil bunu dinlemek için gönüllü olanı getirsin hayat.. Hem daha dün hayat, farklı dillerde merhabalar getirdi.. Kim bilir belki bugün de kahvene ve şarkına eşlik edenleri getirir.. Bu yıl arkadaşlıkların, ailen, tanıştığın yeni insanlar, gittiğin her şehir, gideceğin her şehir ve kim bilir belki ülkeler, hatta belki yeniden aşk, yazdığın hikayeler, kahkahaların hep bahar gibi taze koksun güzel kızım.. Çok güzel insanlar biriktirdin hayatında, çok kıymetli hikayeler biriktirdin defterlerinde.. Bu sene yeniden arenaya çıkmak zamanıdır belki de.. Bir maestro eşliğinde, hayran olduğun gökyüzünün altında, denizin esintisini hissederken keyif ve neşeyle dans etmek için.. 🙂
Ve Sevgili Mart; ben köksüz medeniyetimin topraklarını baharına hazırladım.. Yeni yaşımda güneşinle, esintinle, enerjinle ve gökyüzünden aldığın yetkiyle ektiğim tohumları yeşertmen dileğiyle..
..SEVGİLERİMLE..

Yorum bırakın