Yazar: yildizlaraltinda

  • YALNIZLIK EKSPRESİ..

    İçi dolmayacak bir boşlukla yaşıyorsun geçmeyecek biliyorsun ama alışacaksın buysa o boşluğu hiç dolduramayacağının can acıtmayacak taziyesi..

    Günlerdir koca kalabalıklar arasında hissettiğin bu yalnızlığının ebedi olduğunu hiç kalabalık biri olamayacağını gördün okul iş topluluk projeler insanlarla dolu bir ton hikayen var başarıların yanlışların sustukların anlattıkların her birine insanları sığdırdığın tonlarca tecrübeye sahip anıların var..

    Lakin yine de içi hiç dolmamış koca bir yalnızlık fotoğraflarla dolu bavulunu tutan o el yalnız fotoğraflara bakıp iç geçiren o etten kemikten oluşum yalnız özlemi hisseden o ciğer yalnız.. Yorgunum ama çabama sağlık diyerek kendi omzunu öptüğün buruk hissettiğin kimseyle paylaşamadığın bir yalnızlık..

    Birine baştan sona tüm hikayeni anlatıp kendine bir eyvallah çekesin en çokta kendinden gidesin var biliyorum..Herkes kırgın incinmiş kızgın kendince bahanelere sahip, hiçbir zaman kapında öylece ansızın sırf sen gülümse diye belirmeyeceğini bildiğin kocaman bir hiçlik aslında yaşadığın kendini ”buna da alışırım neleri yenmedim ki” tesellileriyle avuttuğunu kimse bilmeyecek olsun herkesin meşgul olduğu başkaları var ansızın gülümsettiği kırdığı için gönül almaya gittiği bir diğer yarısı var onlardan sana sıranın hiç gelmeyeceğine alışmak işte en çok o alışkanlık yakıyor ya nefesini..

    Sende bir problem var biliyorsun..Takıntıların sahiplenişin garip soruların ansızın attığın kahkahalar bir anda kaşlarını çatışın aniden yaşadığın sevgi patlamaların nefret edişlerin şarkı söylerken bir anda susuşların..Kim hayatında uçurum kenarında kanat açmayı seven birini ister ki..

    Sen ani yolculukların,ait olamayanın,sonu sürprizli filmlerin,kafiyesiz şiirlerin,uykusuzluğun,sonbaharın,hiç keşfedilmemişin,kanadı kırılmış olanın,yolu yalnızlıktan geçenin varisi olarak hisseden..

    Yalnızlığın kadını sevgisizlikten küf tutmuş yanlarından öperim..

    ..SEVGİLERİMLE..

  • SENDEN ÖTEYE..

    Hangi simyanın eseri bu dönüşüm..Ruhunu saran devrimci dinamikliğinin yerini ürkek ve kaçak bir burjuvaya dönüştüren şey sevgi mi sevdiklerin mi yoksa..

    Osho’nun dediği gibi ”Neyi seversen o olursun sevgi simyadır.Asla yanlış şeyi sevme çünkü seni dönüştürecektir..” Peki sen son dönemde ne kadar doğru şeyi sevdin?

    Kendini nadasa bıraktığın kurak bir dönemdesin kadın önünden fırsatlar koşarak uzaklaşırken bazen sadece izliyorsun bazense görmüyorsun bile.Kafanın içinde kavimler göçü yaşanıyor sense o hengamede sadece gürültüler içinde kaybolmakla meşgulsün.Önceden ne istediğini bilmesen bile ne istemediğinden emin olurdun ya şimdi bulanık fikirler yorucu seçimler sarmış her yanını.

    Seçtiklerin misin kaybettiklerin mi dönüşümünü ne tarafa doğru tamamlamaya başladığını görüyorsun bu huzursuzluk verse de yeni şeyler için adım atmıyorsun hep var olanlarla oyalandığın ve en büyük kaybının zaman olduğu kurak verimsiz bir dönem..

    Kendi içinde prangalara vurulmuş umudun var..Okuduğun izlediğin ne varsa hep çalış çabala anca o yolla kazınırsın derken kimse buna nasıl başlayacağından bahsetmiyor peki sen başlamanın yolunu nasıl bulacaksın?

    Harabe içindeki o evden çık ve göğe bak kadın kahkahanı solduran sesini susturan varlığını görünmez edenlerden öteye göğe bak..Seni sevginle dönüştüren bu lodostan öteye kaosa sürükleyen dönüşümden uzaklaş ve silkelen artık yoksa bu dönüşüm son kanat çırpışı olacak ..

    Dönüşümünün kozadan kelebeğe evrimleşmesi ve kanat çırpışlarının kaosa değil bahara sebep olması dileğiyle..

  • BURALAR HEP YALNIZLIK..

    Kafanın içi yaşanılacak gibi değil ara sıra kenara çekilip bakıyorsun kimde ne kadarsın kim sende ne kadar her ikisinde de ne kadar yalnız olduğunu gördükçe biraz daha vazgeçiyorsun her şeyden herkesten en çokta kendinden ve biliyorsun kıramazlar artık seni zaten kalbinin üstünden geçtiler zamanla parmak izlerini bıraka bıraka..

    Daha ne kadar yalnızlaşabilir insan dedikçe şaşırıyorsun her seferinde ne kadar ileri gidebildiğini gördükçe..En çokta her yerde olmak isteyip hiç bir yerde olamamak yoruyor seni kavuşamamış olmanın sızısı var birazda tabi gitmek isteyip kalmaların heves edip ulaşamadıkların..

    Seçimlerin deli kızım seçimlerinin sonucu kırgınlık üzüntü yorgunluk vazgeçişler yarım kalmışlıklarla dolu ama olsun hala kaybetmediğin ufuk tefek umutların var sarıl onlara ve unutma en çok sen bileceksin neleri yendiğini neleri yenemediğini neleri hissetmekten korktuğunu nelerin ağrıttığını başını nelerin seni uykusuz bıraktığını ve kırgınlıklarını ama olsun bunu da atlatacaksın..

    Karagözlüğüne Hacivat olacak insanlar olacak elbet bir gün kafanın içindeki dünyayı dışa vurduğunda eşlik edip güldürecek düşündürecek insanlar..Sen sadece küsme eskilerin yarattığı fırtına yüzünden yenilere, bırakma kendini kalbi ağzından daha boş daha pis olanlara samimiyetin hastalık olduğuna inandırmaya çalışanlara inat sevgiyi sahteleştirip bol keseden harcayanlara inat umudunu kaybetmemek için diren biraz daha..

    Sabah yarım yamalak uyanışlarında kalabalığın içindeki  milyonlarca farklı ses tonunda görünmez olarak kalıp yalnız hissedeceğin daha çok gün var önünde işte tam o anda öp usulca omzundan ve dedi ki korkma deli kızım korkma ben varım..

  • BAYAN HİÇ KİMSE..

    Belki de dedim devam etmene değerdi sahiden vazgeçecek misin ?..

    Zamanını,heyecanını,sevgini,planlarını harcadığın şeylerden vazgeçmek bunu seçerken en çok ne üzüyor seni ne örseliyor bu kadar..Yıkılan hayallerin mi yoksa incinen duyguların mı yoksa alışkanlıklarını değiştirmek zorunda kalmak mı..

    Hep böyle olmadı mı inandın, savaştın, her şeyi göze aldın, uykusuz kaldın, sokaklarda çığlık atarcasına şarkılar söyledin, sarhoş oldun sonra görmek istemediğin her şeyi inatla önüne koyduklarında hep bunu yaptın, vazgeçtin, şimdi sor kendine vazgeçtiğin için hiç pişman oldun mu ya da savaştığın zamanlar da harcadığın şeylerin yavaş yavaş tükenmesi mi seni içten içe yoruyor..

    Sanırım bir bahar gelişi daha listende ki müzikleri değiştirip, yeni sokaklar keşfedip, dans etme vakti sonbahar misali önce kurumuş yapraklarından kurtul ve sal köklerini toprağa yeni bahara yeşilliklerle dolu bir ağaç olarak dönebilmek için..Sevgili dostum unutma savaşın kazananı olmaz ardında bıraktığı izlere dön bak bir anlık hatırla kimlerle kaç defa savaştığını neler feda ettiğini nelerden vazgeçtiğini o savaşlarda ve sakın silmeye çalışma izlerini o izlerin sana kattığı şeyleri hatırla ama yenilerine yer bırak çünkü önümüzdeki bahara eskilerinden daha sert ve bu sefer iliklerinde hissettiğin yalnızlığınla bir savaşa gireceksin ‘kendinle’..

    Korkma seçim yaparken yoluna devam ederken bavulundan kurtulmak zorunda kalacağın şeyler olacak onları bırakmaktan korkma mesela yoluna her defasında yeni ama yanlış seçenekler çıkacak elbet yanlış kararlar yanlış insanlar yanlış arkadaşlıklar ve yanlış şehirle dolu yeni seçimler..Her seçiş devamında bir vazgeçiş getirecek sadece karar ver ve yap hayatının zarları senin elinde salla seç ve asla durma ..

    Unutma neyden vazgeçtiğini neleri arkada bırakmak zorunda kaldığını bu yaşa kadar neler yaşadığını nelerin ağrıttığını başını asla bilemeyecekler..

    Umudun yeşerdiği bir bahar olması dileğiyle..

     

  • SEVGİLERİMLE..

    İçinden bir şey yapmak gelmiyor sınava uyanmak biraz atıştırmanın ardından işe gitmek ve gecenin bir vakti eve gelip boş boş duvarları izlemekle geçecek koca bir gün daha.Bu kadar kırgınlığın isteksizliğin heyecan duyamamanın üzerine zamanın ve insanların seni prangalara bağlamış gibi hissettirmesi ne hoş.Bir yanın dön İzmir’e diyor öylece bırak kendini akışa bir yanın yeni heyecanlar yarat e bu düşünce cehenneminin içinde kendini dönüştürdüğün şeyle nasıl vakit geçirebilir ki insan? ..

    Hangi kelebeğin kanat çırpışı senin kozana kaos getirdi? Kendi kanatlarından bu kadar vazgeçmiş olmak neden? Kahveni yap kitabını al müziğini aç ve kendini kapat bir süre dış dünyaya belki iyi gelir diye düşünüyorsun ama yok yapamıyorsun sana iyi gelen ne varsa ertelemek zorundasın bu aralar bu hevesinin olmamasından dolayı mı yoksa zamanın seni yönetmesinden dolayı içinde çıkan isyanın fiziki yansıması mı bilmiyorum.

    Yaşanılanlardan arta kalan düşünce çöplüğüyle bütünleşmiş bir güne daha devam ediyorsun dilerim bu yırtık düşünceler ani kararlar vermene sebep olmaz..

    Herkesten ve her şeyden sıkıldığını vaktin esaret gibi geldiğini biliyorum lakin işe gitmek için hazırlanmalısın şimdilik benden buraya kadar bir sonraki içini kemiren ve tarif edemediğin duygularında görüşmek üzere..

     

    Sevgilerimle..

     

     

  • VE MESAİ BİTER..

    Her gün yeni bir gün der ve başlarız halbuki bazı şeylerin tekrarı hep aynıdır iş,okul,çevre gibi mesai harcadığımız günlük rutinlerimiz..

    Peki ne zaman dinleneceğiz düşüneceğiz öğrenip eğleneceğiz ? Sürekli koşuşturma içinde olan insanları izliyorum da zamanı harcamak konusunda çok gönlü bol davranıyorlar.Stres yorgunluk bir sürü irili ufaklı sorunu olan insanların sesinden kendini duyamamak,iş için yetişmesi gerekenler yüzünden kendine vakit ayıramamak uyuyamamak mesela müzik dinleyememek arkadaş,sevgili,aile sizinle paylaşacak güzel şeyleri olanlardan kilometrelerce uzak durmak sadece o bitmeyen koşuşturma döngüsü içinde kaybolmak..Peki mesai bittiğinde evine gittiğinde o zaman ne kadar kalabalık hisseder ki insan?

    Seni yoran,inciten,değersiz kılan,dinlemeyen,anlamayanlardan uzaklaşmanı sağlayan o mesai sonrası ne hissedersin ilk mesela ne düşünürsün..Bir bardak kahve biraz müzik varsa günü paylaşacağın biri onunla konuşmak yoksa kendini dinlemek belkide sadece uyumak peki ama 10 saat süren maratonun 1 saatlik telafisi olur mu?

    Kabul herkesin zamanı kendine erken kendine geç ama bazı ortak paydaları yok saymasak mesela yani ortak paylaşım kanalları bulsak kolaylaştırsak birbirimize zamanı zor mu kendimizden kendimizdeki yaralardan hastalıklardan bir an bile olsa sıyrılıp karşımızdakinin paydasına ortak olmak sormak mesela ona ne hissettiğini merak etsek mesela en çok hangi rengi sevdiğini bilsek çayı kaç şekerli içtiğini bilsek mesela en azından denesek sadece insan olan yönümüzle iyileştirmeyi..

    Hepimizin seçimleriyle başa çıkmak zorunda kaldığı kararlar alması gereken belki yorgun belki sıkılmış anları bol bu zamanlarda bunları birbirimize yük etmeyi değil de paylaşarak hafifletmeyi isteyeceğimiz nice mesailere..

    SEVGİLERİMLE..

  • MERHABA 25 YAŞIM..

    Ne doğum günü ama..

    İnsanların sizi gerçekten gülümsettiği nadir günlerdendir aslında hediyeler pastalar çeşitli kutlama şekilleri ile geçen senede bir gün size sadece siz olduğunuz için siz temalı hazırlanan sürprizlerle geçen 24 saat..

    Bu sene diğerlerinden farklı olacağını elbette biliyordum birçok arkadaşım mezun ailem uzakta ama sıradan bir gün olarak geçeceğini düşünmemiştim şatafatlı kutlamaları pek sevmem büyük pastada istememiştim küçük bir kekin üstüne kondurulmuş bir mum arkada Nil Karaibrahimgil’den ”iyi ki doğdun gördün mü 25 oldum”  şarkısı çalan sempatik bir gün olsa yeterdi aslında hediye de arzulamadım tek istediğim gülümseyebileceğim birkaç anı daha eklemekti yeni yaşıma Sevgili 25’ime..

    Uyuyarak hiç mum üflemeden hatta ailemin telefon araması dışında neredeyse hatırlanmayan tek doğum günüm oldu bu sanırım biraz hüzünlü bir yaş olacak benim için yeni hatalar yapmaya can atan 25 doğum günü geçirdim ilk kez heyecansız dümdüz tadı olmayan bir yaş günü içindeyim ..

    Sevgili 25 yaşım sanırım bugün bize şunu öğretti ne kadar insan tanırsan tanı neler başarmış olursan ol eğer seni hatırlamayan insanlar kalabalığına sahipsen daima kendi pastanı kendin alır ve bir başına yaparsın kutlamalarını..

    Dilerim yeni yaşım bana sağlık huzur ve mutlulukla beraber beni hatırlayacak güzel insanlarla gelir..

    …İYİ Kİ DOĞDUN KADIN NİCE BERABER YAŞLANMALARA…

  • ..FİNCAN KAHVE..

    Evim dediğin yerde karton bardakta kahve içmenin hüznü var bu sabah üzerinde..

    Eşyaların bavulda yatak odası toplanmamış salon halısız kitaplar kolilenmiş gitmeye hazır bir vaziyette peki ama ne zaman ve nereye? Hazırlıksız hesapta olmayan on ikinci taşınma beş sene de on iki ev bir dolu anı birbirinine benzeyen taşınma sebepleri İNSANLAR..

    Sanırım insanlar içinde iyileşemeyen bir yanın var seni hasta olarak bırakmaya yeminli bi dolu insan.İnat ediyorsun onlarla yaşamaya her sonuç hayal kırıklığı.Sokakta yürürken partide eğlenirken kafede çay içerken insanlarla kusursuz bir iletişimin var ama evinde yalnızlığını paylaşmayı sevmiyorsun kapını kapattığında kendin dışında kimseyle yaşayamıyorsun ama bahçede onlarla olan uyumun kusurlarıyla mükemmel bir hal alıyor..

    Kabul et kendinle kurduğun iletişimi kimseyle kuramayacak oluşunu kendine anlattıklarını kimsenin dinlemeyecek oluşunu çünkü herkes hasta,yorgun,bencil,acısı olan,anlatmayı seven,dinlemekle işi olmayan,anlamaktan kilometrelerce uzak..

    Sanırım biz bu devrin anlatmaya aç anlamaya kör insanlarıyız.Belkide bu durum bizi sokakta kalabalık ama evlerimizde yalnız kılıyor.Belkide bu yüzden kendimizi kaç köyden kovarsak kovalım ait hissedeceğimiz yeni bir köy asla bulamayacağız..

    Beton ormanlarda robotlaşmış düşüncelerimizle çürümeye devam sevgili dostlarım..

     

  • ZEHİRLİ SARMAŞIK..

    Hayatınıza ”merhaba” diyen insanlara dikkatli bakın başlarda masum,samimi ve içten görünen bir ”merhaba” bir süre sonra hayat enerjinizin, kahkahalarınızın ve neşenizin son kullanma tarihi olabilir..Bencil,sevgisiz,heveslerinin kurbanı biri çıkar karşınıza ve sizin sevgi temeline dayandırdığınız neyiniz varsa kendi karanlığına doğru çekmeye başlar..Bazı insanlar zaafımız olur bir şekilde kurduğumuz bağın incelmesini kabullenemeyip hiçbir şey olmamış gibi DOST kalması için elimizden geleni yaparız..

    Peki Ama NEDEN?

    Bir yemek zehirliyse yemeyiz mesela ya da oksijen dengesi bozuk bir alanda yaşamayız bunlar hayatta kalma içgüdümüzün yaptırımlarıdır.Peki bizi ağır ağır zehirleyip etrafımızı saran insanlara neden müsaade ederiz ya da kendimize bu ağır ve sancılı süreyi neden yaşatırız?

    Yazdığınızı silmek kadar,sevmediğiniz yemeği yemeyi bırakmak kadar,giymekten sıkıldığınız kıyafeti el bezi yapmak kadar kolay değil çünkü dost bildiğini yanlışlarıyla bırakıp gitmek.Tamam bırakmayalım sevgimizden geleni yapalım DA ya o bundan kurtulmak istemiyorsa ya bencilliğiyle yakıp yıkmaya devam ediyorsa kendi hikayemizi yazıp yaşamamıza destek olmak yerine zehirli bir sarmaşık gibi ilişkimizi,aile bağımızı,sosyal hayatımızı yavaş yavaş karanlığına iten biri nasıl dostumuz olur ki?

    Bağımlısı olduğunuz insanlara dikkat edin çünkü bazıları evrenin sırrını şeffaf kılar bazıları su kadar doyurur bazıları kalıcı kahkahanız olur lakin bazıları vardır ki sigaradan daha acılı daha hızlı ve fark ettirmeden yakıp yıkıverir emek emek işlediğiniz dünyanızı..

    UNUTMAYIN HEPİMİZ BATAKLIKTA YAŞIYORUZ AMA BAZILARIMIZ YILDIZLARA BAKIYOR..

    ..SEVGİLERİMLE..

     

  • Sessizce..

    4. gece..

    Nefes almayı bırakmış kaç beden gördü gözün? Kaç kere dudaklarından ”ölümlü dünya üzmeyelim üzülmeyelim” diye başlayan cümleler döküldü? ..

    Kaçıncı olduğunu bildiğimiz ama bilmeden yola devam ettiğimiz ölümlerle dolu günlerimiz ta ki kendimizinkini görünceye kadar..

    Kanından olan birinin ölümünü gömülüşünü adım adım izleyişin,mezarlıktaki taşta bir anda kendi adını görüşün ne hatırlattı sana ne hissettirdi?

    Aldığın her nefes yaşadığın her saniye neye kırılıp neye kırılmayacağını,neyi kırıp neyi kırmayacağını aslında..

    Gerçekten öğrenebildin mi insan gibi yaşamayı insan olanı yaşatabilmeyi yoksa hala biçilmiş bir rolün eseri olarak sana dikilen pelerinle yoluna devam mı ediyorsun?

    Daha kaç cümle sana bildiğin şeyleri söyler kaç cümle kendini sorgulamana iter kaç cümle şaşırtır seni bilmem ama unutma açık olan gözlerin sevgiyi barındırıp haykırmadıkça kapalı olandan daha cansız bakacak hayata..

    SEVGİLERİMLE..