Kategori: Genel

  • YING YANG

    Hafif esintili huzur hissi veren sakin bir gün..

    İçinde bir sürü koşuşturma dolu stres veren seçimlerle geçen yorgun uyanılan bir günün aksine hiçbir şey yapmadan kahvaltı ve kahve eşliğinde gözünü açmış olmak uzun süre sonra güzel hissettirse de biraz eksik bir yanı var bugünün..Evin hissedebileceği bir yer yok.. Eşyaların bavullarda, yatağın darmadağın, kahveni karton bardaktan içerek başlıyorsun güne taşınma arifesi malum..

    Yeni bir yer yeni alışkanlık ve düzen insana taze hissettirir aslında peki neden taze ve yenilenmiş hissetmiyorsun.. (Çünkü sabah yiyeceğin tokatlar şimdiden aklında çınlamaya başladı bile.)

    Eşyalarını bavula koyma nedenin yeni düzen değil de kırıcı ve telafisi zor anlar olması bu duruma bir açıklama getiriyor sanırım.Havanın geçişinin verdiği bir mahmurluk mu yoksa yaşanılanların verdiği bir yorgunluk mu ya da ikisinin bütünleşip ağır hissettirmesi mi tam bilmiyorum.Sadece kitaplarınızı koyduğunuz kıyafetlerinizin olduğu yerde karton bardakta kahve içmenin hüzünlü bir yanı var tabi bi de ne kadar süre sonra fincanında kahve içeceğinin bilinmezliği..

    Olmam gereken yerde miyim? Sorsalar bilmiyorum derim. Belki gerçekten de bilmiyorumdur. Belki de biliyorumdur. Kimin umurunda ki? En azından benim umurumda değil. En azından sorsalar bunu söylerim.

    Göz yaşlarım bir miktar daha saklanacak belki, belki gözlerime küsüp onları akıtmayı bile hak etmediğimi söyleyerek içimde birikmeye ve beni şişirmeye devam edecekler. Kendi devasa balonuma sahip olacağım.

    Sahip olmak… Daha bir kaç saat önce bundan bahsettik. Sahip olmak, aidiyet hissiyatı insanları bağlar. Bu sahiplik de beni bir yerlere bağlayacak mı? Yoksa kendim bir yerlere bağlanmayı bekleyen, havada ipini sarkıtarak boş boş dolaşan bir balon muyum? Bu sorunun cevabı beni korkutuyor mu? Belki evet, belki hayır. Kimin umurunda ki? En azından benim değil. En azından sorsalar böyle derim.

    Ancak her soru, soran kişisine göre değişir diyecek karşımdaki. Çetrefilli adam şimdi Sezar’ın hakkı Sezar’a. Ancak benim hakkım da bana. Kendi özgürlüğümü yarattım, bu boka kimse karışamayacak diye yola çıkan ben değil miydim? Şimdi neden karışılmış gibi hissediyorum? İçimde hissettiğim acı beni neden hapiste gibi hissettiriyor? Yoksa özgürlüğe giden gerçek yol acının hapsinden mi geçiyor? Bunu anlamak zor. Belki hiçbir zaman anlayamayacağım. Belki de anlarım. Ama kimin umurumda ki? En azından benim değil. En azından sorsalar böyle derim..

    SEVGİLERİMLE..

  • THE FINAL VICTORY..

    Hayatımda yaratacağınız gerçek sarsıntıyı bana vereceğiniz sahte dengeye tercih ederim..Sonunda ve başında kurulmuş ve kurulmayı bekleyen onca cümleye rağmen en gerçek hissettiren cümle buydu sanırım..Belki de yapmamalıydık içimizde olanı dışımızda ete kemiğe büründürüp yalanları bırakarak doğrulara sarılmamalıydık..

    Acı bir tat var elimde beyazın siyaha aşkı gibi,sonbahara yakışan bir acı sızlatan ama haz veren cinsten en çokta yazdıran..

    Ben çok diyeyim siz fazla anlayın işte hep aynı döngü ne hissedersen hisset ne kadar çabalarsan çabala ne kadar çok seçenek yaratırsan yarat hangi yoldan gidersen git fark etmeyecek çünkü ders sen onu öğrenene kadar hep devam edecek..

    Kaos demiştik hayatımızın çıkmazına en afilli kaosu yaratıp döngüyü kıralım, becerdik tebrikler..Döngüyü kırdın küpten çıkmayı başardın lakin masalın sonu değişmedi haa tabi yeni masallar nasıl başlar nasıl biter bilmiyorum artık çokta merak etmiyorum nasılsa akla gelen kalemle sayfa sonunda dibe vuracak..

    Hikayene kahraman gibi girip savaşın ortasında komutansız bırakıp gidecekler nasılsa kimse öylece ayazın ortasında ağustos sıcağı olmaz ömrüne..

    Kendi hikayende suçlu,yorgun,pes etmeye meyilli olan,çırpınıp duran mağduru oynamaktan vazgeç çocuk..

    Silkelen.. Hatalarımla varım, kırıp döktüklerimle, aşkımla, hırsımla, yazdıklarımla,bağırıp sustuklarımla varım en çokta gerçeklerimle..

    Gerçeklerden kaçıp hayal kırıklığındaki yanılsamalara inan birine baharı sunma boşuna o gider kışa tapar çünkü..

    Karanlık gecelerden aydınlık hayallere uyanma vakti..

    SEVGİLİLERİMLE..

  • ..VAR OLANA..

    Her şey etrafında olup biterken sadece izliyor geçip gitmesini bekliyorsun bazen.Kahkahaların,eğlencen,yalnızlığın bazen bazense kalabalık oluşun öyle rastgele öyle plansız..

    Bir düzeni var ruhunun öyle serkeş öyle hazırlıksız programlanmamış..Kendinle, arkadaşlarınla, işinle, okulunla zamana rastgele saçılmış ama kendi içinde oturttuğu bir düzen.. Yenisine kendini kapatmış nedenini umursamadan belki de umursayıp buna aldırış etmemeye çalışan bir düzen..

    Belki de alışmak istememek ya da kaçmak alışkanlıkların sorumluluğundan..Eski alışkanlıkların üstüne kuma getirmekten korkmak belki belki de kaçmak yeni terk edilişlerden yeni kayıplardan.Öğrendiklerin mi öğreneceklerine engel yoksa var olan rutinini mi kaybetmek istemiyorsun hayatında bilmiyorum.Bu konuda bildiğim tek şey hayatta en büyük risk hiç risk almamış olmaktır..

    Sen ki pişmanlıklar denizinde yanlış ağa takılmış küçük turuncu balık kalbinin torpido gözünde neler gizli öyle seni yeni olandan alıkoyan, savaşın ortasında komutansız bırakılmış gibi hissettiren mizahı cesur eylemleri ürkek..

    Saatin bir önemi olmadan dakikaların keyfe keder geçtiği kaleminde,cümlelerinde hem acıyı hem tatlıyı barındıran keşfe hazır yeni alışkanlıkların, faili meçhul umutların ve heyecanların şerefine..

    Sevgilerimle..

     

     

     

     

     

  • ..SON VALS..

    Ve herkes partnerini kaldırınca dansa sana aynadaki yansımayla dans etmek kalacak..

    Ne için bu telaş? Saklanmadan gizlenmeden atılan adımlar ve asla cevap bulamayacak sorular..Zamanla halledilir mi gerçekten yoksa yitip gidişine alıştığın için halloldu mu dersin kendine? O ne güzel gelişti öyle raslantısal, alelacele, çat kapı..Şimdiyse durum belirsiz, yolu görünmeyen, sonucu belli lakin kabul edilmeyen, yarım bırakılan en çokta zamana emanet edilen ve hiç tamamlanmış sohbetler silsilesi..

    Zaman getirmez olanı götürür derdin hep buda öyle mi olacak yoksa kendi içindeki tabuyu kıran bir hikayeye mi dönüşecek?

    Ait olamamak mesela birine bir yere bir zamana hiç ait hissetmemiş olmak..Rutinlerden sıkılmak mesela ama bilmek aynı zamanda rutin olanların kalıcılığını..

    Kafamın içindeki müzik hep aynıymış da anısına göre metronomu değişiyormuş gibi..Sanki yeni besteye ilhamım yokmuş ama var olanda doyurmuyormuş gibi..Hiç susmayan bir ses, kapanması mümkün olmayan sekmeler, donup kalmış pencerelerle dolu bir yapıya zamanın her şeyi düzelteceğini nasıl anlatabilirim ki?

    Planlanmış programlarda değil de ansızın akrep ve yelkovana aldırış etmeden tüm çirkin düşüncelerden soyutlanmış bir buluşmanın eşiğinde kahve içmek dileğiyle..

  • TANRININ SÜRGÜNÜ..

    Ben yoldaki boyalı kaldırımlarda boyasız olan yerlerinde yürüyen, küçük şeylerden büyük anılar çıkaran, radyoyu hazır müzik listelerine tercih eden, en olmadık yerlerde kahkaha atan, sinirini şiddetle değil küfürle kusan, bir düşünceyi kafasında trilyon kez tekrarlayan, gittiği her evde halıdaki desenleri sayan, kafasındakini diline dökmekten korkmayan ama kırıp dökmekten korkan, patavatsızlığı bol sırrı en derininde taşıyan, her seferinde deli gibi güvenen ve inanmaktan vazgeçmeyen, yıkıldım ama halledeceğimlerle yoluna devam eden, kelimeleri yeşilçam tadında kullanan, bir filme taktığında milyon kez izleyip hep aynı heyecanı duyan, onuncu köyde yalnız yaşamaktan korkmayıp dokuz köyden defalarca kovulan, öylece anlamsızca dans eden, şarkılar söyleyen, dürüstlük adına kötü kararlar alan, hatalı, karmaşık,takıntılı,ürkek lakin cesur,konuşmaktan bıkmayan,dinlerken merakına sürekli yenik düşen,gözünün önünde duranı saatlerce arayan, hiç aklında olmayanı hemen bulan,elinde olanlarla eğlence çıkaran olmayanları keşfetme arzusuna kapılan,yeni yerleri ararken yolculuklardan hemencecik yorulan..

    Benim küçük ve aptal dünyama hoşgeldin..

    Farklı şehirleri,nesli tükenmekte olan duyguları,yeni seçenek sunan tanrıları,hiç keşfi yapılmamış olanı ya da en çok kahkaha attıranı arayan..

    Yazdığı cümlede bir harf yanlış olduğu için tümünü silip baştan yazan,hep görünmeyen başka bir seçenek olduğuna inanan,vakit varken tomurcukları toplamaya çalışan, genelde geç kalan, yoldan sapıp yeni yollar arayan değil yeni köprüler kurmaya çalışan, bazen kaçak bir burjuva bazen sokak aşığı bir devrimci, hiç tanımadığı göz yaşlarına eşlik ederken tanıdıklarına gülümsemek için neden sunan,şarkılarda söz tamamsa ritim halledilir diyen, resimlerde anlam ararken renkleri saymaya başlayan, konserlerde canlı izlemek yerine müziğe kendini kaptırıp gözünü kapatan, beni bana yar etmezler diye diye kendini oradan oraya savuran, insanlarda kendinden bir parça bulmaya çalışan,dikkati hep darmaduman,duygusu doruklarda,uykuyu çok seven lakin asla kavuşamayan,savurgan,aklı uçuk kaçık,su birikintilerinde zıplayan sonrasında hemen hasta olan, meleklerin çığlığıyla şeytanın fısıltısı arasında kalmış, aklındaki topal tavşanın diğerlerinin aklındaki kırk tilkiden daha hızlı olduğu,övgüsü sövgüsü bir, anlatacak çok şeyi olup dinleyeninin hiç olmadığı, kakaolu sütle çat kapı gelene gönül koyamayan, uzun cümlelerle kısa hikayeler anlatmaya çalışan, tam ciddi bir ortamda ciddiyetsiz hallere giren,kafası müzikal misali..

    Tanrının sürgünü lilith’den sevgilerle..

     

  • YALNIZLIK EKSPRESİ..

    İçi dolmayacak bir boşlukla yaşıyorsun geçmeyecek biliyorsun ama alışacaksın buysa o boşluğu hiç dolduramayacağının can acıtmayacak taziyesi..

    Günlerdir koca kalabalıklar arasında hissettiğin bu yalnızlığının ebedi olduğunu hiç kalabalık biri olamayacağını gördün okul iş topluluk projeler insanlarla dolu bir ton hikayen var başarıların yanlışların sustukların anlattıkların her birine insanları sığdırdığın tonlarca tecrübeye sahip anıların var..

    Lakin yine de içi hiç dolmamış koca bir yalnızlık fotoğraflarla dolu bavulunu tutan o el yalnız fotoğraflara bakıp iç geçiren o etten kemikten oluşum yalnız özlemi hisseden o ciğer yalnız.. Yorgunum ama çabama sağlık diyerek kendi omzunu öptüğün buruk hissettiğin kimseyle paylaşamadığın bir yalnızlık..

    Birine baştan sona tüm hikayeni anlatıp kendine bir eyvallah çekesin en çokta kendinden gidesin var biliyorum..Herkes kırgın incinmiş kızgın kendince bahanelere sahip, hiçbir zaman kapında öylece ansızın sırf sen gülümse diye belirmeyeceğini bildiğin kocaman bir hiçlik aslında yaşadığın kendini ”buna da alışırım neleri yenmedim ki” tesellileriyle avuttuğunu kimse bilmeyecek olsun herkesin meşgul olduğu başkaları var ansızın gülümsettiği kırdığı için gönül almaya gittiği bir diğer yarısı var onlardan sana sıranın hiç gelmeyeceğine alışmak işte en çok o alışkanlık yakıyor ya nefesini..

    Sende bir problem var biliyorsun..Takıntıların sahiplenişin garip soruların ansızın attığın kahkahalar bir anda kaşlarını çatışın aniden yaşadığın sevgi patlamaların nefret edişlerin şarkı söylerken bir anda susuşların..Kim hayatında uçurum kenarında kanat açmayı seven birini ister ki..

    Sen ani yolculukların,ait olamayanın,sonu sürprizli filmlerin,kafiyesiz şiirlerin,uykusuzluğun,sonbaharın,hiç keşfedilmemişin,kanadı kırılmış olanın,yolu yalnızlıktan geçenin varisi olarak hisseden..

    Yalnızlığın kadını sevgisizlikten küf tutmuş yanlarından öperim..

    ..SEVGİLERİMLE..

  • SENDEN ÖTEYE..

    Hangi simyanın eseri bu dönüşüm..Ruhunu saran devrimci dinamikliğinin yerini ürkek ve kaçak bir burjuvaya dönüştüren şey sevgi mi sevdiklerin mi yoksa..

    Osho’nun dediği gibi ”Neyi seversen o olursun sevgi simyadır.Asla yanlış şeyi sevme çünkü seni dönüştürecektir..” Peki sen son dönemde ne kadar doğru şeyi sevdin?

    Kendini nadasa bıraktığın kurak bir dönemdesin kadın önünden fırsatlar koşarak uzaklaşırken bazen sadece izliyorsun bazense görmüyorsun bile.Kafanın içinde kavimler göçü yaşanıyor sense o hengamede sadece gürültüler içinde kaybolmakla meşgulsün.Önceden ne istediğini bilmesen bile ne istemediğinden emin olurdun ya şimdi bulanık fikirler yorucu seçimler sarmış her yanını.

    Seçtiklerin misin kaybettiklerin mi dönüşümünü ne tarafa doğru tamamlamaya başladığını görüyorsun bu huzursuzluk verse de yeni şeyler için adım atmıyorsun hep var olanlarla oyalandığın ve en büyük kaybının zaman olduğu kurak verimsiz bir dönem..

    Kendi içinde prangalara vurulmuş umudun var..Okuduğun izlediğin ne varsa hep çalış çabala anca o yolla kazınırsın derken kimse buna nasıl başlayacağından bahsetmiyor peki sen başlamanın yolunu nasıl bulacaksın?

    Harabe içindeki o evden çık ve göğe bak kadın kahkahanı solduran sesini susturan varlığını görünmez edenlerden öteye göğe bak..Seni sevginle dönüştüren bu lodostan öteye kaosa sürükleyen dönüşümden uzaklaş ve silkelen artık yoksa bu dönüşüm son kanat çırpışı olacak ..

    Dönüşümünün kozadan kelebeğe evrimleşmesi ve kanat çırpışlarının kaosa değil bahara sebep olması dileğiyle..

  • BURALAR HEP YALNIZLIK..

    Kafanın içi yaşanılacak gibi değil ara sıra kenara çekilip bakıyorsun kimde ne kadarsın kim sende ne kadar her ikisinde de ne kadar yalnız olduğunu gördükçe biraz daha vazgeçiyorsun her şeyden herkesten en çokta kendinden ve biliyorsun kıramazlar artık seni zaten kalbinin üstünden geçtiler zamanla parmak izlerini bıraka bıraka..

    Daha ne kadar yalnızlaşabilir insan dedikçe şaşırıyorsun her seferinde ne kadar ileri gidebildiğini gördükçe..En çokta her yerde olmak isteyip hiç bir yerde olamamak yoruyor seni kavuşamamış olmanın sızısı var birazda tabi gitmek isteyip kalmaların heves edip ulaşamadıkların..

    Seçimlerin deli kızım seçimlerinin sonucu kırgınlık üzüntü yorgunluk vazgeçişler yarım kalmışlıklarla dolu ama olsun hala kaybetmediğin ufuk tefek umutların var sarıl onlara ve unutma en çok sen bileceksin neleri yendiğini neleri yenemediğini neleri hissetmekten korktuğunu nelerin ağrıttığını başını nelerin seni uykusuz bıraktığını ve kırgınlıklarını ama olsun bunu da atlatacaksın..

    Karagözlüğüne Hacivat olacak insanlar olacak elbet bir gün kafanın içindeki dünyayı dışa vurduğunda eşlik edip güldürecek düşündürecek insanlar..Sen sadece küsme eskilerin yarattığı fırtına yüzünden yenilere, bırakma kendini kalbi ağzından daha boş daha pis olanlara samimiyetin hastalık olduğuna inandırmaya çalışanlara inat sevgiyi sahteleştirip bol keseden harcayanlara inat umudunu kaybetmemek için diren biraz daha..

    Sabah yarım yamalak uyanışlarında kalabalığın içindeki  milyonlarca farklı ses tonunda görünmez olarak kalıp yalnız hissedeceğin daha çok gün var önünde işte tam o anda öp usulca omzundan ve dedi ki korkma deli kızım korkma ben varım..

  • BAYAN HİÇ KİMSE..

    Belki de dedim devam etmene değerdi sahiden vazgeçecek misin ?..

    Zamanını,heyecanını,sevgini,planlarını harcadığın şeylerden vazgeçmek bunu seçerken en çok ne üzüyor seni ne örseliyor bu kadar..Yıkılan hayallerin mi yoksa incinen duyguların mı yoksa alışkanlıklarını değiştirmek zorunda kalmak mı..

    Hep böyle olmadı mı inandın, savaştın, her şeyi göze aldın, uykusuz kaldın, sokaklarda çığlık atarcasına şarkılar söyledin, sarhoş oldun sonra görmek istemediğin her şeyi inatla önüne koyduklarında hep bunu yaptın, vazgeçtin, şimdi sor kendine vazgeçtiğin için hiç pişman oldun mu ya da savaştığın zamanlar da harcadığın şeylerin yavaş yavaş tükenmesi mi seni içten içe yoruyor..

    Sanırım bir bahar gelişi daha listende ki müzikleri değiştirip, yeni sokaklar keşfedip, dans etme vakti sonbahar misali önce kurumuş yapraklarından kurtul ve sal köklerini toprağa yeni bahara yeşilliklerle dolu bir ağaç olarak dönebilmek için..Sevgili dostum unutma savaşın kazananı olmaz ardında bıraktığı izlere dön bak bir anlık hatırla kimlerle kaç defa savaştığını neler feda ettiğini nelerden vazgeçtiğini o savaşlarda ve sakın silmeye çalışma izlerini o izlerin sana kattığı şeyleri hatırla ama yenilerine yer bırak çünkü önümüzdeki bahara eskilerinden daha sert ve bu sefer iliklerinde hissettiğin yalnızlığınla bir savaşa gireceksin ‘kendinle’..

    Korkma seçim yaparken yoluna devam ederken bavulundan kurtulmak zorunda kalacağın şeyler olacak onları bırakmaktan korkma mesela yoluna her defasında yeni ama yanlış seçenekler çıkacak elbet yanlış kararlar yanlış insanlar yanlış arkadaşlıklar ve yanlış şehirle dolu yeni seçimler..Her seçiş devamında bir vazgeçiş getirecek sadece karar ver ve yap hayatının zarları senin elinde salla seç ve asla durma ..

    Unutma neyden vazgeçtiğini neleri arkada bırakmak zorunda kaldığını bu yaşa kadar neler yaşadığını nelerin ağrıttığını başını asla bilemeyecekler..

    Umudun yeşerdiği bir bahar olması dileğiyle..

     

  • SEVGİLERİMLE..

    İçinden bir şey yapmak gelmiyor sınava uyanmak biraz atıştırmanın ardından işe gitmek ve gecenin bir vakti eve gelip boş boş duvarları izlemekle geçecek koca bir gün daha.Bu kadar kırgınlığın isteksizliğin heyecan duyamamanın üzerine zamanın ve insanların seni prangalara bağlamış gibi hissettirmesi ne hoş.Bir yanın dön İzmir’e diyor öylece bırak kendini akışa bir yanın yeni heyecanlar yarat e bu düşünce cehenneminin içinde kendini dönüştürdüğün şeyle nasıl vakit geçirebilir ki insan? ..

    Hangi kelebeğin kanat çırpışı senin kozana kaos getirdi? Kendi kanatlarından bu kadar vazgeçmiş olmak neden? Kahveni yap kitabını al müziğini aç ve kendini kapat bir süre dış dünyaya belki iyi gelir diye düşünüyorsun ama yok yapamıyorsun sana iyi gelen ne varsa ertelemek zorundasın bu aralar bu hevesinin olmamasından dolayı mı yoksa zamanın seni yönetmesinden dolayı içinde çıkan isyanın fiziki yansıması mı bilmiyorum.

    Yaşanılanlardan arta kalan düşünce çöplüğüyle bütünleşmiş bir güne daha devam ediyorsun dilerim bu yırtık düşünceler ani kararlar vermene sebep olmaz..

    Herkesten ve her şeyden sıkıldığını vaktin esaret gibi geldiğini biliyorum lakin işe gitmek için hazırlanmalısın şimdilik benden buraya kadar bir sonraki içini kemiren ve tarif edemediğin duygularında görüşmek üzere..

     

    Sevgilerimle..

     

     

  • VE MESAİ BİTER..

    Her gün yeni bir gün der ve başlarız halbuki bazı şeylerin tekrarı hep aynıdır iş,okul,çevre gibi mesai harcadığımız günlük rutinlerimiz..

    Peki ne zaman dinleneceğiz düşüneceğiz öğrenip eğleneceğiz ? Sürekli koşuşturma içinde olan insanları izliyorum da zamanı harcamak konusunda çok gönlü bol davranıyorlar.Stres yorgunluk bir sürü irili ufaklı sorunu olan insanların sesinden kendini duyamamak,iş için yetişmesi gerekenler yüzünden kendine vakit ayıramamak uyuyamamak mesela müzik dinleyememek arkadaş,sevgili,aile sizinle paylaşacak güzel şeyleri olanlardan kilometrelerce uzak durmak sadece o bitmeyen koşuşturma döngüsü içinde kaybolmak..Peki mesai bittiğinde evine gittiğinde o zaman ne kadar kalabalık hisseder ki insan?

    Seni yoran,inciten,değersiz kılan,dinlemeyen,anlamayanlardan uzaklaşmanı sağlayan o mesai sonrası ne hissedersin ilk mesela ne düşünürsün..Bir bardak kahve biraz müzik varsa günü paylaşacağın biri onunla konuşmak yoksa kendini dinlemek belkide sadece uyumak peki ama 10 saat süren maratonun 1 saatlik telafisi olur mu?

    Kabul herkesin zamanı kendine erken kendine geç ama bazı ortak paydaları yok saymasak mesela yani ortak paylaşım kanalları bulsak kolaylaştırsak birbirimize zamanı zor mu kendimizden kendimizdeki yaralardan hastalıklardan bir an bile olsa sıyrılıp karşımızdakinin paydasına ortak olmak sormak mesela ona ne hissettiğini merak etsek mesela en çok hangi rengi sevdiğini bilsek çayı kaç şekerli içtiğini bilsek mesela en azından denesek sadece insan olan yönümüzle iyileştirmeyi..

    Hepimizin seçimleriyle başa çıkmak zorunda kaldığı kararlar alması gereken belki yorgun belki sıkılmış anları bol bu zamanlarda bunları birbirimize yük etmeyi değil de paylaşarak hafifletmeyi isteyeceğimiz nice mesailere..

    SEVGİLERİMLE..

  • MERHABA 25 YAŞIM..

    Ne doğum günü ama..

    İnsanların sizi gerçekten gülümsettiği nadir günlerdendir aslında hediyeler pastalar çeşitli kutlama şekilleri ile geçen senede bir gün size sadece siz olduğunuz için siz temalı hazırlanan sürprizlerle geçen 24 saat..

    Bu sene diğerlerinden farklı olacağını elbette biliyordum birçok arkadaşım mezun ailem uzakta ama sıradan bir gün olarak geçeceğini düşünmemiştim şatafatlı kutlamaları pek sevmem büyük pastada istememiştim küçük bir kekin üstüne kondurulmuş bir mum arkada Nil Karaibrahimgil’den ”iyi ki doğdun gördün mü 25 oldum”  şarkısı çalan sempatik bir gün olsa yeterdi aslında hediye de arzulamadım tek istediğim gülümseyebileceğim birkaç anı daha eklemekti yeni yaşıma Sevgili 25’ime..

    Uyuyarak hiç mum üflemeden hatta ailemin telefon araması dışında neredeyse hatırlanmayan tek doğum günüm oldu bu sanırım biraz hüzünlü bir yaş olacak benim için yeni hatalar yapmaya can atan 25 doğum günü geçirdim ilk kez heyecansız dümdüz tadı olmayan bir yaş günü içindeyim ..

    Sevgili 25 yaşım sanırım bugün bize şunu öğretti ne kadar insan tanırsan tanı neler başarmış olursan ol eğer seni hatırlamayan insanlar kalabalığına sahipsen daima kendi pastanı kendin alır ve bir başına yaparsın kutlamalarını..

    Dilerim yeni yaşım bana sağlık huzur ve mutlulukla beraber beni hatırlayacak güzel insanlarla gelir..

    …İYİ Kİ DOĞDUN KADIN NİCE BERABER YAŞLANMALARA…