Kategori: Genel

  • BAYAN HİÇ KİMSE..

    Belki de dedim devam etmene değerdi sahiden vazgeçecek misin ?..

    Zamanını,heyecanını,sevgini,planlarını harcadığın şeylerden vazgeçmek bunu seçerken en çok ne üzüyor seni ne örseliyor bu kadar..Yıkılan hayallerin mi yoksa incinen duyguların mı yoksa alışkanlıklarını değiştirmek zorunda kalmak mı..

    Hep böyle olmadı mı inandın, savaştın, her şeyi göze aldın, uykusuz kaldın, sokaklarda çığlık atarcasına şarkılar söyledin, sarhoş oldun sonra görmek istemediğin her şeyi inatla önüne koyduklarında hep bunu yaptın, vazgeçtin, şimdi sor kendine vazgeçtiğin için hiç pişman oldun mu ya da savaştığın zamanlar da harcadığın şeylerin yavaş yavaş tükenmesi mi seni içten içe yoruyor..

    Sanırım bir bahar gelişi daha listende ki müzikleri değiştirip, yeni sokaklar keşfedip, dans etme vakti sonbahar misali önce kurumuş yapraklarından kurtul ve sal köklerini toprağa yeni bahara yeşilliklerle dolu bir ağaç olarak dönebilmek için..Sevgili dostum unutma savaşın kazananı olmaz ardında bıraktığı izlere dön bak bir anlık hatırla kimlerle kaç defa savaştığını neler feda ettiğini nelerden vazgeçtiğini o savaşlarda ve sakın silmeye çalışma izlerini o izlerin sana kattığı şeyleri hatırla ama yenilerine yer bırak çünkü önümüzdeki bahara eskilerinden daha sert ve bu sefer iliklerinde hissettiğin yalnızlığınla bir savaşa gireceksin ‘kendinle’..

    Korkma seçim yaparken yoluna devam ederken bavulundan kurtulmak zorunda kalacağın şeyler olacak onları bırakmaktan korkma mesela yoluna her defasında yeni ama yanlış seçenekler çıkacak elbet yanlış kararlar yanlış insanlar yanlış arkadaşlıklar ve yanlış şehirle dolu yeni seçimler..Her seçiş devamında bir vazgeçiş getirecek sadece karar ver ve yap hayatının zarları senin elinde salla seç ve asla durma ..

    Unutma neyden vazgeçtiğini neleri arkada bırakmak zorunda kaldığını bu yaşa kadar neler yaşadığını nelerin ağrıttığını başını asla bilemeyecekler..

    Umudun yeşerdiği bir bahar olması dileğiyle..

     

  • SEVGİLERİMLE..

    İçinden bir şey yapmak gelmiyor sınava uyanmak biraz atıştırmanın ardından işe gitmek ve gecenin bir vakti eve gelip boş boş duvarları izlemekle geçecek koca bir gün daha.Bu kadar kırgınlığın isteksizliğin heyecan duyamamanın üzerine zamanın ve insanların seni prangalara bağlamış gibi hissettirmesi ne hoş.Bir yanın dön İzmir’e diyor öylece bırak kendini akışa bir yanın yeni heyecanlar yarat e bu düşünce cehenneminin içinde kendini dönüştürdüğün şeyle nasıl vakit geçirebilir ki insan? ..

    Hangi kelebeğin kanat çırpışı senin kozana kaos getirdi? Kendi kanatlarından bu kadar vazgeçmiş olmak neden? Kahveni yap kitabını al müziğini aç ve kendini kapat bir süre dış dünyaya belki iyi gelir diye düşünüyorsun ama yok yapamıyorsun sana iyi gelen ne varsa ertelemek zorundasın bu aralar bu hevesinin olmamasından dolayı mı yoksa zamanın seni yönetmesinden dolayı içinde çıkan isyanın fiziki yansıması mı bilmiyorum.

    Yaşanılanlardan arta kalan düşünce çöplüğüyle bütünleşmiş bir güne daha devam ediyorsun dilerim bu yırtık düşünceler ani kararlar vermene sebep olmaz..

    Herkesten ve her şeyden sıkıldığını vaktin esaret gibi geldiğini biliyorum lakin işe gitmek için hazırlanmalısın şimdilik benden buraya kadar bir sonraki içini kemiren ve tarif edemediğin duygularında görüşmek üzere..

     

    Sevgilerimle..

     

     

  • VE MESAİ BİTER..

    Her gün yeni bir gün der ve başlarız halbuki bazı şeylerin tekrarı hep aynıdır iş,okul,çevre gibi mesai harcadığımız günlük rutinlerimiz..

    Peki ne zaman dinleneceğiz düşüneceğiz öğrenip eğleneceğiz ? Sürekli koşuşturma içinde olan insanları izliyorum da zamanı harcamak konusunda çok gönlü bol davranıyorlar.Stres yorgunluk bir sürü irili ufaklı sorunu olan insanların sesinden kendini duyamamak,iş için yetişmesi gerekenler yüzünden kendine vakit ayıramamak uyuyamamak mesela müzik dinleyememek arkadaş,sevgili,aile sizinle paylaşacak güzel şeyleri olanlardan kilometrelerce uzak durmak sadece o bitmeyen koşuşturma döngüsü içinde kaybolmak..Peki mesai bittiğinde evine gittiğinde o zaman ne kadar kalabalık hisseder ki insan?

    Seni yoran,inciten,değersiz kılan,dinlemeyen,anlamayanlardan uzaklaşmanı sağlayan o mesai sonrası ne hissedersin ilk mesela ne düşünürsün..Bir bardak kahve biraz müzik varsa günü paylaşacağın biri onunla konuşmak yoksa kendini dinlemek belkide sadece uyumak peki ama 10 saat süren maratonun 1 saatlik telafisi olur mu?

    Kabul herkesin zamanı kendine erken kendine geç ama bazı ortak paydaları yok saymasak mesela yani ortak paylaşım kanalları bulsak kolaylaştırsak birbirimize zamanı zor mu kendimizden kendimizdeki yaralardan hastalıklardan bir an bile olsa sıyrılıp karşımızdakinin paydasına ortak olmak sormak mesela ona ne hissettiğini merak etsek mesela en çok hangi rengi sevdiğini bilsek çayı kaç şekerli içtiğini bilsek mesela en azından denesek sadece insan olan yönümüzle iyileştirmeyi..

    Hepimizin seçimleriyle başa çıkmak zorunda kaldığı kararlar alması gereken belki yorgun belki sıkılmış anları bol bu zamanlarda bunları birbirimize yük etmeyi değil de paylaşarak hafifletmeyi isteyeceğimiz nice mesailere..

    SEVGİLERİMLE..

  • MERHABA 25 YAŞIM..

    Ne doğum günü ama..

    İnsanların sizi gerçekten gülümsettiği nadir günlerdendir aslında hediyeler pastalar çeşitli kutlama şekilleri ile geçen senede bir gün size sadece siz olduğunuz için siz temalı hazırlanan sürprizlerle geçen 24 saat..

    Bu sene diğerlerinden farklı olacağını elbette biliyordum birçok arkadaşım mezun ailem uzakta ama sıradan bir gün olarak geçeceğini düşünmemiştim şatafatlı kutlamaları pek sevmem büyük pastada istememiştim küçük bir kekin üstüne kondurulmuş bir mum arkada Nil Karaibrahimgil’den ”iyi ki doğdun gördün mü 25 oldum”  şarkısı çalan sempatik bir gün olsa yeterdi aslında hediye de arzulamadım tek istediğim gülümseyebileceğim birkaç anı daha eklemekti yeni yaşıma Sevgili 25’ime..

    Uyuyarak hiç mum üflemeden hatta ailemin telefon araması dışında neredeyse hatırlanmayan tek doğum günüm oldu bu sanırım biraz hüzünlü bir yaş olacak benim için yeni hatalar yapmaya can atan 25 doğum günü geçirdim ilk kez heyecansız dümdüz tadı olmayan bir yaş günü içindeyim ..

    Sevgili 25 yaşım sanırım bugün bize şunu öğretti ne kadar insan tanırsan tanı neler başarmış olursan ol eğer seni hatırlamayan insanlar kalabalığına sahipsen daima kendi pastanı kendin alır ve bir başına yaparsın kutlamalarını..

    Dilerim yeni yaşım bana sağlık huzur ve mutlulukla beraber beni hatırlayacak güzel insanlarla gelir..

    …İYİ Kİ DOĞDUN KADIN NİCE BERABER YAŞLANMALARA…

  • ..FİNCAN KAHVE..

    Evim dediğin yerde karton bardakta kahve içmenin hüznü var bu sabah üzerinde..

    Eşyaların bavulda yatak odası toplanmamış salon halısız kitaplar kolilenmiş gitmeye hazır bir vaziyette peki ama ne zaman ve nereye? Hazırlıksız hesapta olmayan on ikinci taşınma beş sene de on iki ev bir dolu anı birbirinine benzeyen taşınma sebepleri İNSANLAR..

    Sanırım insanlar içinde iyileşemeyen bir yanın var seni hasta olarak bırakmaya yeminli bi dolu insan.İnat ediyorsun onlarla yaşamaya her sonuç hayal kırıklığı.Sokakta yürürken partide eğlenirken kafede çay içerken insanlarla kusursuz bir iletişimin var ama evinde yalnızlığını paylaşmayı sevmiyorsun kapını kapattığında kendin dışında kimseyle yaşayamıyorsun ama bahçede onlarla olan uyumun kusurlarıyla mükemmel bir hal alıyor..

    Kabul et kendinle kurduğun iletişimi kimseyle kuramayacak oluşunu kendine anlattıklarını kimsenin dinlemeyecek oluşunu çünkü herkes hasta,yorgun,bencil,acısı olan,anlatmayı seven,dinlemekle işi olmayan,anlamaktan kilometrelerce uzak..

    Sanırım biz bu devrin anlatmaya aç anlamaya kör insanlarıyız.Belkide bu durum bizi sokakta kalabalık ama evlerimizde yalnız kılıyor.Belkide bu yüzden kendimizi kaç köyden kovarsak kovalım ait hissedeceğimiz yeni bir köy asla bulamayacağız..

    Beton ormanlarda robotlaşmış düşüncelerimizle çürümeye devam sevgili dostlarım..

     

  • ZEHİRLİ SARMAŞIK..

    Hayatınıza ”merhaba” diyen insanlara dikkatli bakın başlarda masum,samimi ve içten görünen bir ”merhaba” bir süre sonra hayat enerjinizin, kahkahalarınızın ve neşenizin son kullanma tarihi olabilir..Bencil,sevgisiz,heveslerinin kurbanı biri çıkar karşınıza ve sizin sevgi temeline dayandırdığınız neyiniz varsa kendi karanlığına doğru çekmeye başlar..Bazı insanlar zaafımız olur bir şekilde kurduğumuz bağın incelmesini kabullenemeyip hiçbir şey olmamış gibi DOST kalması için elimizden geleni yaparız..

    Peki Ama NEDEN?

    Bir yemek zehirliyse yemeyiz mesela ya da oksijen dengesi bozuk bir alanda yaşamayız bunlar hayatta kalma içgüdümüzün yaptırımlarıdır.Peki bizi ağır ağır zehirleyip etrafımızı saran insanlara neden müsaade ederiz ya da kendimize bu ağır ve sancılı süreyi neden yaşatırız?

    Yazdığınızı silmek kadar,sevmediğiniz yemeği yemeyi bırakmak kadar,giymekten sıkıldığınız kıyafeti el bezi yapmak kadar kolay değil çünkü dost bildiğini yanlışlarıyla bırakıp gitmek.Tamam bırakmayalım sevgimizden geleni yapalım DA ya o bundan kurtulmak istemiyorsa ya bencilliğiyle yakıp yıkmaya devam ediyorsa kendi hikayemizi yazıp yaşamamıza destek olmak yerine zehirli bir sarmaşık gibi ilişkimizi,aile bağımızı,sosyal hayatımızı yavaş yavaş karanlığına iten biri nasıl dostumuz olur ki?

    Bağımlısı olduğunuz insanlara dikkat edin çünkü bazıları evrenin sırrını şeffaf kılar bazıları su kadar doyurur bazıları kalıcı kahkahanız olur lakin bazıları vardır ki sigaradan daha acılı daha hızlı ve fark ettirmeden yakıp yıkıverir emek emek işlediğiniz dünyanızı..

    UNUTMAYIN HEPİMİZ BATAKLIKTA YAŞIYORUZ AMA BAZILARIMIZ YILDIZLARA BAKIYOR..

    ..SEVGİLERİMLE..

     

  • Sessizce..

    4. gece..

    Nefes almayı bırakmış kaç beden gördü gözün? Kaç kere dudaklarından ”ölümlü dünya üzmeyelim üzülmeyelim” diye başlayan cümleler döküldü? ..

    Kaçıncı olduğunu bildiğimiz ama bilmeden yola devam ettiğimiz ölümlerle dolu günlerimiz ta ki kendimizinkini görünceye kadar..

    Kanından olan birinin ölümünü gömülüşünü adım adım izleyişin,mezarlıktaki taşta bir anda kendi adını görüşün ne hatırlattı sana ne hissettirdi?

    Aldığın her nefes yaşadığın her saniye neye kırılıp neye kırılmayacağını,neyi kırıp neyi kırmayacağını aslında..

    Gerçekten öğrenebildin mi insan gibi yaşamayı insan olanı yaşatabilmeyi yoksa hala biçilmiş bir rolün eseri olarak sana dikilen pelerinle yoluna devam mı ediyorsun?

    Daha kaç cümle sana bildiğin şeyleri söyler kaç cümle kendini sorgulamana iter kaç cümle şaşırtır seni bilmem ama unutma açık olan gözlerin sevgiyi barındırıp haykırmadıkça kapalı olandan daha cansız bakacak hayata..

    SEVGİLERİMLE..